Marmaris Bülten
KAZAK SANATÇI BEKISHEVA TABLOLARI ALICISINI BEKLİYOR MARMARİS'TE BOTOX LAZER EPİLASYON ORGANİK SAÇ TIKLAYIN!..
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
SİZLERİN GELECEĞİNDE BİZ GENÇLER
SİZLERİN GELECEĞİNDE BİZ GENÇLER

SİZLERİN GELECEĞİNDE BİZ GENÇLER
                Biz GENÇLERE her türlü yakıştırmalarda bulunuluyor.
                Sen gençsin. Sen kendine çeki düzen vermelisin. Sen çalışmalısın ki, bu ülke kalkınsın.
Sen bu ülkenin geleceğisin. Sen ne kadar büyük sorumluluk taşıdığının farkında mısın? Topluma örnek olmalısın…
                Biz gençlerin de bazı soruları var. Bize bugüne kadar hiç sorulmadı ama bizim de sorularımız var.
                Siz bize nasıl bir gün veriyorsunuz ki, bizden yarını bekliyorsunuz?
                Şu an karşımızda bir yetişkin olsa, bize şunu diyebilirdi.’ Sen nasıl konuşuyorsun öyle?’
Eskidenmiş o küçüklerin, gençlerin büyüklerin yanında konuşmaması.
Devir değişti. Öncelikle bunu anlamalısınız. Çünkü bu devri değiştiren bizler değiliz. Bizler değişen devirin içine doğduk ve büyüdük.
                Genç dediğiniz kişi bir bireydir artık. Birey demek, söz hakkı, savunma hakkı ve kararlarını olan ayrıca bunları uygulayabilen demektir.
                Şimdi dönelim konumuza. Sorduğumuz soru tabii ki, içinde birçok yanıtı barındıran bir soru. Boşuna sormadık o soruyu. Şimdi açıklayalım. Bakalım gün ve bizlere yüklenen gelecek, gençlik tarafından nasıl görülüyor?
                Bir genç sabah uyanır. Henüz gün ışığı yere düşmemişken yola koyulur. Sabaha kadar sınavlara çalışmış beyin/ev ekonomisine katkıda bulunmak için çalışmış beden zaten güne bir sıfır geriden başlar. Ulaşım aracına varır. Tek dileği varacağı durağa kadar on dakikada olsa bir koltukta oturarak başını cama yaslamak ve gözlerini yummaktır. O gözler tüm gün okulda/okulda ve işte ona lazımdır çünkü.
                Boş koltuk buldu diyelim, tam gözler kendini bırakmışken bir ses duyulur; ‘Şu gençlerin hiç saygısı kalmadı.’‘Fesupanallah’ deriz içimizden. ‘Amcam sen de haklısın da, sen bir durak sonra inip gezmeni tamamlayıp, kahve almak için özel gittiğin bu yerden evine döneceksin. Eşin o kahveyi bir fincanda sunacak, sonra akşama kadar kestireceksin.’  diyemiyoruz tabii.
                Gözlerinin ağırlığına yenik düşenlerimiz, sözleri kulağının arkasına yastık yapıp, gözlerinin değerine önem veriyor. Kimimizse ‘Akşam buz torbaları bizi bekler’ diyerek kalkıyoruz.
Bunu biliyor muydunuz?
                Yani bizim anlamadığımız şu,  siz hiç genç olmadınız mı? Oldunuz ve siz geleceği yarattınız, ben o geleceğin günündeyim.
                Siz ahlak ve saygıdan bahsediyorsunuz. Güzel. Bu ülkem, her şeyin en güzeline layık.  Ama sizlerin oluşturduğu gelecekte yaşayan bizler, bu geleceğinizi beğeniyor muyumuz acaba?
Televizyonları açamıyoruz. Size normal, ahlaklı, her eve layık programlar olarak görünen yapımlardan biz birçoğumuz nefret ediyoruz.
                Silah, asma, katletme, tecavüz, kadına şiddet, çocuk kaçırma, çocuğa eziyet, ayrılmış ana baba evladının yaşadıkları (siz bu ülkede kaç boşanmış aile var biliyor musunuz? O ailenin evlatları o dizileri seyrediyor. Çocukların psikolojisini siz düşünün artık.),  toplumumuzdaki en değerli yapı taşlarımızdan evlilik birliğini üç soruya bağlayan programlar, (emekli misin, nerden?, Evin var mı? Nerede? Araban var mı?..
                Kaç tane dizi yayını var, kaç tane bilgi/kültür paylaşan, öğreten program mevcut?
Aile birliğini, ülke bilincini oluşturan ve pozitif anlamda ilerletebilecek kaç tane yapım sayarsınız bizlere?
                Her gün kamu spotu adına da olur, beş dakikalık bir tanıtım ile tarihte yerini almış atalarımızın adını analım. Neler yapmış bir kulağımız duysun. Bu ülkede hala ülkenin başkentini İstanbul bilenler var. Şimdi bu durum sizin geçmişinizle birlikte oluşmadı mı? Bizler bu gelecekle, geleceği var edeceğiz öğle mi?
                Tamam öyle olsun. Bakalım bizler neler görüyoruz, neler öğreniyoruz?
                Gelelim günlük yaşam zorluğuna.
                Bizlerin öğrenim gördüğümüz yerler artık en yakın okulumuz değil. Hani sizin zamanınızdaki gibi, mahallede bulunan okullara gidemiyoruz artık. Yan binası lise olan birçok genç sabahın ışıkları şavkına vurmamışken, iki vesait yol giderek okuluna varıyor. Yani bu aile bütçesine eksi yol masrafı olarak da yansıyor.
                Ekonomi denen şey, şu an bizim için en yakın merkez olan aile ekonomisi.
Benim okulumun mesafesi nedeni ile gelecekten gelen düzen ile aile bütçesine -300 TL yazalım.
Eğitim devam ederken, maalesef okul müfredatından dolayı mıdır bilmiyoruz, ek ders almadan ya da kurslara katılmadan LYS ya da Üniversite sınavını kazanma oranımız az ve az. Gidebilen arkadaşların aile ekonomisini inceleyelim.
 Bir etüde bir yıl boyunca ödenen tutar 9000.- TL’ den başlıyor. Yani bizler için aile bütçesine yaratılan ekonomi durumu -9000.- TL. Bu etüde gidiş geliş yol masrafını ve öğle yemeğini de koyun. Toplam, pardon eksi 9300.- TL. Aya bölerseniz 1500.- TL Bu arada diğer masrafları hiç katmayacağım. Hani sizin zamanınızdaki, patates, domates fiyatlarından hiç bahsetmeyeceğim. Siz o zamanlar kolayca ulaştığınız şeyleri biz şu an neden teker teker almak zorundayız o konuya hiç girmiyorum.
Biz öğrenci olduğumuz anda, sizin bize getirdiğiniz ve emanet ettiğimiz gelecek de, biz direk aile bütçesinde aylık eksi 2000 Tl olarak yerimizi alıyoruz.  
                Gelelim sağlık konusuna. Bizler siz anlatırken öğreniyoruz; bir zamanlar domatesler ve salatalıkların mis gibi koktuğunu, yumurtanın gerçek tadını, elmayı ısırırken çıkan sesi… Bir zamanlar tabak tabak  çilek, kiraz, erik yendiğini. 
Öğrenci bütçesiyle tiyatro ve sinemalara katılım oranlarından da bahsetmeyeceğim. Birçok bütçeye zaten bunlar dahil edilemiyor.
                Zaten gösterimdeki eserleri de ayrıca incelemek lazım. Bu bir kayıp mıdır bilmiyoruz. Geçmişimizin izlerinden kaç tane Türk filmi yapıldı geçen senelerde? Kaç tane film gönlümüzde yer aldı, anlamıyla, tadıyla, özüyle…
                Sizler sokakta oynayan çocuklarmışsınız. Güzel oluyormuş sokakta oynamak. Biz o sokaklara şu an kendi çocuğumuz olsa neden bırakamayacağız? Neden biz sokaklarda çocukça koşturup, ağaçlara tırmanamadık?
                Acaba tüm evlere giren bizim adet ve göreneklerimizi, terbiyemizi, toplum bilincimizi körelten, eksiye düşüren ve olmaması gerekenleri çekirdek çitleyerek seyrettirdiğiniz/seyrettiğiniz için de olabilir mi?
                Geleceği yaratıp şu an ‘Gençler Kendine Çeki Düzen Vermeli.’ diyenlere bir sorumuz daha var. O soru soranların çoğu şu an büyük/küçük birçok işletmenin/kuruluşun başında. Biz sizlerin yönettiği/idare ettiği/kontrol ettiği filmleri izliyor, kitapları okuyor, sisteme dahil oluyoruz. Biz gençler o yönetici/yapımcı/yayıncı/eğitimcinin var ettiği, onayladığı, sunduğu olayların içindeyiz. Bizlere verilenlerle besleniyoruz.
                Bir örnek; Evlere giren, çocuklarımızın dünyalarına işleyen kitaplar ne derece kontrolden geçiyor? Birçok çocuğun elinde pedofili tarifleri/olayları, bizim Türk aile yapısına aykırı… kitaplar var.
Evlere konuk edilen misafirlerin ev sahibinin ağırlamasından, nimeti pişiriş şekline kadar eleştiren, bir kere bile ‘eline sağlık, ayrıca bizleri ağırladığınız, evinizde konuk ettiniz’ demeden, ev sahiplerinin ağlatıldığına bile şahit olunan programlar. Bu mu bizim özümüz? Değilse neden gelecek nesiller ve biz gençler bu programları seyrediyoruz? Bu program/dizi/filmleri seyreden nesilden ne bekliyorsunuz?
Sadece bir işi yapana değil, o işi yaptırana da bakmalı.
                Bu Türk toplumunun en büyük özelliklerinden biri; TÜRKİYE bütündür, hepimiz birimiz, birimiz hepimiz bilincidir. Komşu önemlidir, yan dairedeki, sınırlardaki… Sizler komşularınızın dinini, memleketini bilmezmişsiniz bile.
                Neden biz şu an Türk, Kürt, Musevi… kelimelerini duyuyoruz?
Bizler şehrin çeşitleri alanlarına konan SADAKA TAŞLARI ile var olan milletin torunlarıyız. Sadakayı veren bilinmez, alan bilinmezmiş. Şimdi neden haberlerde olması gereken şeye şahit olunca bu kadar şaşırıyoruz? Evlere konulan zarflar haberlere kadar çıkıyor ve hepimiz ‘vayy’ diyoruz. Ne oldu da, böyle büyük bir sıçrama yaşandı? Bizlerin kökeninde zaten bu dayanışma vardı ve normaldi. Neden geleceği var eden büyüklerimiz bunları kamu spotu olarak iletmiyorsunuz ekrana, gönüllere?
Birçok köşe yazısında, konulara konu olmuş BİZ GENÇLER, biz de sizlere bunları soruyoruz.
Bizler eksiyle artıyı ayır edebilecek zihne/ruha/ bedene sahibiz. Ancak, geçmişten gelerek geleceği yaratmış sizler, bizlere dört dörtlük bir ortam bırakmadınız. O nedenledir ki; bir zamanın gençleri olan sizlerin, bizlere bu kadar yüklenmeye hakkınız olmadığını düşünüyoruz.
Şimdi siz gençler diyenlere soruyoruz; Geleceği var eden sizler, birçok alanda ne oldu ki, ne yaşandı ki, şu an biz, sizin var ettiğiniz geleceğinizde sıkıntı çekiyoruz?
                Siz geleceği bu şekilde yaratmışken, bir sihirli değnekmişiz misali tüm yükü bizim omuzlarımıza yükleyemezsiniz. Omzumuza yüklenen sizlersiniz. Ama şuna emin olun ki, biz o emaneti omzumuzda değil başımızın üzerinde taşıyoruz ve taşıyacağız.
              “Bu köşe yazısı, gençleri toplumun tek yapı taşı olarak görerek;  gençlerin  topluma, adet ve göreneklerimize, saygıya, sisteme… olumsuz yönde etkisi olduğuna inanan ve günün/geleceğin tüm sorumluluğun onlarda olduğuna inananlara  ithaf edilmiştir.” Sevgiyle Kalın.
                                          Yazar Pınar Çağlıner - İzmir

____________________________________________
MARMARİS'TE NE NEREDE NEREYE? Tıklayın!..
www.marmarisbulten.com/Haber/marmaris_te_ne_nerede_nereye/

MÜŞTERİNİZ BİZDEN KAZANMAK SİZDEN!.. 
REKLAM TANITIM HABERLERİ 
tıklayın!        
www.marmarisbulten.com/Haberler/Tanitim_Reklam_Haberleri/

SİZLERİN GELECEĞİNDE BİZ GENÇLER
tarih Tarih: 10.08.2019, 16:40 okunma Okunma: 1770
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales