Marmaris Bülten
MARMARİSTE DATÇA'DA AKYAKA'DA DALYAN'DA NEREYE GİDİLİR NEREDE KALINIR
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
SİYAH BEYAZI RENKLENDİREN İKİ SOMUN EKMEĞİ
SİYAH BEYAZI RENKLENDİREN İKİ SOMUN EKMEĞİ

                Sizleri biraz eski yıllara götürmek istiyorum, hafızalarımızdan silinmeye yüz tutmuş olduğunu sandığımız çocukluğumuza. Beynimizin arka çekmecelerinde altlarda kalmış, unutulmaya yüz tutmuş  anılar yolculuğuna...
                Bugün sosyal medyada siyah beyaz bir fotoğrafa takılı kaldı gözlerim. Fotoğrafla birbirimize bakakaldık bir müddet öylece. Konuşmadan, sormadan, sorgulamadan!.. Ve o anda yeniden çocuk oldum!.. Her ne kadar çocukluğumun fotoğrafları siyah beyaz olsa da,  o an gökkuşağı renginde anılarla bir yolculuğa çıktım…
                Fotoğraftaki çocuğun gözlerinde kendi gözlerimi yakaladım. Gözlerimden süzülen yaşlarla, anıları topladım yüreğimde. Ne çok şeyin tadını, acısını, sevincini unutmuşum.  Fotoğraftaki çocuk, elinde bir şişe süt ve kolunun altında sımsıkı tutuğu iki somun ekmeği. Ne kadar büyük bir tablo benim için tarifi yok, anlatılmaz!..
                Eskiden, çok eskiden değil çocukluğumdan vazgeçemediğim bir fotoğraf karesi. Benim için hiç usanmadan, hiç bıkmadan, her sabah yaşanılan bir kareydi o. Siyah beyaz gözükse de, en renkli çocukluk karesiydi.  Bizim evde bu fotoğraftaki çocuk, ben olurdum. Her sabah uyandırılan, ekmek almaya gönderilen... Bazen koşarak giderdim, bazen de ayaklarımı toprak yola sürerek. Çoğunlukla da hiç bir şey düşünmeden giderdim. Düşündüğümde ise kocaman düş ülkesi kurup, oranın prensesi olarak giderdim. Koşarak gittiğimde, dönüşümde dizlerimdeki yaralarla bir bütün olarak, dönerdim evimize.
                Evimiz rahmetli amcamlarla yanyanaydı. Ankara da Subayevlerinde otururduk.  Babamın Aydınlık Evlerde bakkal dükkanı vardı. Gidiş benim yürüyüşümle yaklaşık yirmi dakikalık yol.  Her sabah amcamlara bir somun ekmek alırdım, bize de o dönem üretilen iki yuvarlak ekmelerden. Her gidişte bakkaldan bir akide şekerini atardım ağzıma. Şeker biterdi ağzımda, yol bitmezdi çocuk ayaklarımda. Orada yaşadığımız dönemde her sabah hiç durmadan bir somun ekmeği, iki yuvarlak ekmek  ve yanındaki sütü taşıdım çocuk kollarımda.
                Kutsallığı öğretilmişti bize ekmeğin. Öylesine büyük gücü vardı ki ekmeğin, tabii bilene... Sıcacık bir ekmek sofranın tacıdır. Kokusuyla, sıcaklığıyla, bereketiyle tüm aileyi bir sofrada bir bütün olarak toplanmasını sağlayan o büyük güçtü, ekmek.
                Hadi bu gün çocukluğumuza bir yolculuk yapalım, hep beraber!.. İster siyah beyaz, ister gökkuşağı renklerinde. Aklınızda kalan; mahalle bakkalından alınan bir ekmek, bir şişe süt  veya bir akide şekeri tadında bir yolculuk. Sizleri duygulandıran, sizleri gülümseten, sizlerin boğazına düğümler atan.
                 Grinin her tonunun yaşadığımız bu günlerde, bu yolculuğa arada bir çıkarak, anıları yaşatarak arada bir de olsa çocuk olalım. Üzerimiz kirlenerek, dizlerimizdeki yaralarla, çocuk yüreğimizle, çocukluk tadında çocuk olalım, çocuk kalalım.
                Ülkemizde; öncelikle çocukların huzur dolu günler yaşaması ve aydınlık geleceğe umutla bakabilmesi dileğimizle, o hep özlediğimiz çocukluğumuz gibi.
                       Yazar Birsen Tankaya Dinç - İstanbul

____________________________________________
TATİLDE NE NEREDE NEREYE? Tıklayın!..
www.marmarisbulten.com/Haberler/ne_nerede_nereye/ 

MÜŞTERİNİZ BİZDEN KAZANMAK SİZDEN!.. 
REKLAM TANITIM HABERLERİ 
tıklayın!        
www.marmarisbulten.com/Haberler/Tanitim_Reklam_Haberleri/

SİYAH BEYAZI RENKLENDİREN İKİ SOMUN EKMEĞİ
tarih Tarih: 13.10.2016, 01:33 okunma Okunma: 1348
Yorumlar
Çocukluğumun bakkal anıları...düşününce yüzüm değişti :)
Çocuk kalabilmek için çocuklarla birlikte vakit geçirmek en güzel yol...onlar ki saf,onlar ki rengarenk....bize de kısa süreliğine de olsa ayni temiz duyguları aşılıyorlar.dünya hep saf ve temiz kalabilse keşke .Kaleminize sağlık ....
Tarih: 13.10.2016 - 07:40 | Gönderen: Müge akın öztuncer
"Siyah Beyazı Renklendiren Iki Somun Ekmeği"..! Bu Yazıyı yüreğinizle okuyun! Sevgili yazarımız bu hafta yazı sanatının dilini öyle hünerlice kullanmış ki ancak yazının sonunda anlıyorsunuz size kalanı ve sonra, sonrası herkesin payına ne düşüyorsa...! Ben kim miyim?! Zihinde kalan birikimim, epey büyümüşüm ben onca yıl içimde kaygılarla. Geçen zamana aldırıp ta anlamazmışım, meğer yanımda kimse kalmamış çocukluğum tadında.Her adımda yeni bir mutluluk yeni bir sevinç vardı, her heveste yeni bir özlem yeni bir umut vardı, özgür olmak dört çıtayla yapılan uçurtmam kadardı...Anımsandı! Hatırlandı! Yoksa Zor mu geldi düşlemek, hayat demek ne demek?! geçen zamanı çaresizçe özlemek mi?! İşte yüreğim böyle okudu Yazıyı ve sonra iç sesim çocukluğumu geri ver bana dünya diye seslendi. Ah Sevgili Birsen Tankaya Dinç ! kelimelerin bir sihir gibi... Teşekkürler!
Tarih: 13.10.2016 - 10:18 | Gönderen: Nevcihan Dinç
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales