Marmaris Bülten
MARMARİSTE DATÇA'DA AKYAKA'DA DALYAN'DA NEREYE GİDİLİR NEREDE KALINIR
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
MAHALLENİN DELİSİ
MAHALLENİN DELİSİ

                Yeni bir lisan öğrenmenin sevinci içerisinde, mahallenin delisi gibi  gün boyu “Aaaaaa…. Uuuuu!” diye bağırarak gezdiğimiz bu günlerde, sıradan bir toplum olma hayalleri eşliğinde yaşadığım bir anımı sunuyorum.  

                Bir Cuma günü kızım ve ben, ayda bir kez yaptığımız programı uygulamak için kendimizi kocaman bir AVM’nin buz pistinde buluyoruz.  Çocuk dediğin kaymadan büyür mü, “Tabi ki Hayır” diyerek, gişe önünde sıraya girip bilet alıyoruz.
                O gün nasıl bir kalabalık anlatamam! Bu kadar çok anne, bir yerden  promosyon bilet mi aldılar ya da senede bir gün kayma günü kutlanıyor da benim mi haberim yok? Açıkçası, bilemedim!.. Tüm annelerde   aynı telaş. Patenler, eldivenler, kasklar, çocuk ayak numaraları havada uçuşuyor. Gören de sanacak ki, çocuklar maratona hazırlanıyor. Aynı telaşla ben de kızım Ela’yı  giydirip salıyorum buz pistine, “Hadi gazamız mübarek olsun.” …
                Buz pistinin çevresi anne, baba, anneanne, babaanne, hala, teyze ve komşu kadın Melahat hanım derken, tıklım tıklım. Geri kalır mıyım hiç! Pistin ön sıralarında, itiş kalkış kendime bir yer buluyorum. Seansın başlaması ile biranda çantalardan, ceplerden telefonlar çıkarılarak çekime start veriliyor. Allahım diyerek, kendi çocukluğumu düşünüyorum da, sanki bizler sokaklarda her şeyden habersiz  büyümüşüz gibi.
                Buz pistinin içi başka bir savaş alanı, dışı başka bir savaş alanı.  Buz pistin içerisinde 5 ve 25 yaş grubu arası yaklaşık 30 kişi var. Başında kaskı olan var olmayan var. Koca buz kütlesinin üzerinde  kayanı var,  isteyip te kayamayanı var. Korkudan yan korkuluklara sıkı sıkı tutunup seans boyunca bir arpa yol almayanlar mı dersiniz, her çeşit insan mevcut!..
                Kıçüstü düşmüş küçük bir grup kalkmadan, kayma seansını bu şekilde tamamlamayı hedefliyor.  Kendi aralarında bir grup oluşturmuşlar, Kıç üstü Sürünme Grubu, “Durmak yok, sürünmeye devam!”
                Yanımdaki kadının bağırması ile kendime geliyorum. Kadın, ”Oğlum hadi kaysana  kaysana, Sen orada dikilesin diye para vermedim!” çığlıkları ile kendini parçalıyor.  Kadının yanındaki arkadaşı omuzlarını dikleştirerek, “Benim Ayşe’yi görüyon mu, nasılda güzel kayıyor. Tıpkı ben!” diyerek, kadının sinir katsayısını anında tavan yaptırıyor.  Bu kez kadın arkadaşına ters ters bakarak tekrar oğluna sesleniyor, “Oğlum mahallenin delisi gibi dikilme, hadi kay hadi kay!..”
                Çocuk annesinin gözlerindeki dehşet ve hırs karşısında, tutunduğu korkulukları bırakıyor ve bir iki adım atmasıyla kıç üstü yerde!  Kadına dönerek, “İnşallah çanağı kırmaz” diyorum. Allah beni kahretmesin, tut be kadın çeneni, milletin çocuğunun çanağından sana ne!... Kadın tüm öfkesi ile bana bakarak, “Onun çanağı sağlamdır, sen kendi çanağına bak!” diyor ve “Oğlum hadi kalk ve kay, durma orada mahallenin delisi gibi!” sözleriyle tezahürata hiç durmadan devam ediyor.
Kadının sağlı sollu sözleri ile kendime geliyorum ve “Ben kimim, benim çanağımdan ona ne, ben niye buradayım?”  düşünceleriyle bir anda buz pistinde tanıdık bir yüz görüyorum.
 Aay bu benim kızım!.. O anda anlıyorum, orada durma amacımı…
                Ela bana eli  ile işaret ederek, “Beni seyret, başkasını değil!” diyor. Tamam diyerek, kafamı sallıyorum. “Oh şükürler olsun, iş bölümünü yaptık.”
                Merak başka bir şey, gözüm yine kayıyor yine başka yerlere. Pistin içinde iki genç kız duvar dibinde korkudan yan tutunma çubuğuna öyle bir tutunmuşlar ki, sanki kimse kazıyamaz onları oradan!..
 Bir tanesinin elinde cep telefonu, selfi olmadan  olur mu? Gülümseyerek kendilerini  ve ayaklarında ki patenlerin resimlerini çekiyorlar, hayallerinde çok ama çok kaydılar.
                Hay Allah,  Ela beni yine yakaladı!  Yine el kol işareti ederek, “Yalnızca bana bak” diyor ama ben,  “Olur” anlamında kesin bir baş hareketi yaparak, yandaki kadının konuşmasına da kulak kabartıyorum.
                Kadın, ”Hadi oğlum hadi, bir iki adım kay çekip face koyacağım, hadi kay. Kayarsan istediğin oyuncağı alacağım!” diyor hala. Vaatler güzel olunca biz Türk milleti, gözü kapalı dalarız konuya. Çocuk ayağını kaldırıp bir adım atıyor vee hooop yerde! Ben aniden istem dışı yine, “Çanaaaak!” diyorum ve ağzımı iki elimle kapatarak kadına arkamı dönüyorum… İçimden, “Allahım, bugün beni koruma alanına al ne olur!” dileklerimi, durmadan yeniliyorum…
                                           Yazar Birsen Tankaya Dinç - İstanbul

____________________________________________
TATİLDE NE NEREDE NEREYE? Tıklayın!..
www.marmarisbulten.com/Haberler/ne_nerede_nereye/ 

MÜŞTERİNİZ BİZDEN KAZANMAK SİZDEN!.. 
REKLAM TANITIM HABERLERİ 
tıklayın!        
www.marmarisbulten.com/Haberler/Tanitim_Reklam_Haberleri/

MAHALLENİN DELİSİ
tarih Tarih: 03.04.2016, 14:38 okunma Okunma: 1082
Yorumlar
Eee biz Türk milleti birbirimize bakıpta özenti peşinde olursak kıç üstüne düşer çanakta çömlekte kırabiliriz ;senin neyine buzda çocuğuna buz pateni yaptırmak çocuğunda yetenek yoksa dedim ya biz Türkler böyleyiz işte onun çocuğu kayıyor illa benim çocukta kayacak;hadi bakalım kolay gelsin.
Tarih: 03.04.2016 - 16:43 | Gönderen: münire tankaya
Bir günün bir anında ve anısında yaşadığı duygu düşünce ve heyecanını bizimle paylaşırken Sevgilli Birsen Dinç anlatımıyla beni de adeta içine aldı kendimi bir an buz pistinde kayarken kayamazken sürünürken selfi çekerken etrafla boğuşurken...vs hissetim!Güçlü bir ve okuyucuyu içine çeken bir anlatım olmuş..! Buz pistinde paten hiç paten kayma hissini yaşamadım demiyceğim. Teşekkürler Birsen Dinç.
Tarih: 04.04.2016 - 00:47 | Gönderen: Nevcihan Dinç
Boş verin kırılan çanakları. Kırılmayanlarla devam. Bir kaç hafta sonra hepsi öğrenmiş olur. Kardeşim Bizlerin arkasından ne bağıran vardı, ne de koşan. Saldım çayıra Mevlam kayıra.
Tarih: 05.04.2016 - 10:56 | Gönderen: selçuk tankaya
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales