Marmaris Bülten
TATİLDE NE NEREDE NEREYE  PİZZA LUNA Paket Servis TIKLAYIN
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
KADINCA KARARINCA 5 Aralık
KADINCA KARARINCA 5 Aralık

                    (Geçirdiği bir kaza sonucu rahatsızlığı devam eden, Yazarımız Emel Seçen’e acil şifalar dilerken, günün anısına  geçen yılki yazısını yeniden görüşlerinize sunuyoruz...)
                          
                           “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.” Mustafa Kemal ATATÜRK.
               
                         Bugün çok özel ve çok görkemli bir günün anlam ve bütünlüğü içerisindeyiz. Yüce önderimizin bize tuttuğu ışık altında, dört mevsimde bayramları yaşarız bizler.
            Hemen her ayda bir anlam ve müjde vardır. En belli başlıları bildiğimiz gibi; Nisan ayında kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Mayıs ayında Gençlik ve Spor bayramı, Ekim ayında ise en büyük bayramımız, Cumhuriyet Bayramımız.
            Toplumsal olarak bir köşeye ittiğimiz kadınlarımız ise daha Avrupa ülkeleri bu tacı henüz başlarına koymadan, biz değerli Türk Kadını’na nasip olmuştur böyle bir anlam...
            İşte böyle güzel bir bayramdır bugün.
            Eğer geleceği yaratacak olan ve hep yaratanın kadın olduğunu anladığımızda, bugünün anlamının ne derece kıymetli olduğunu da kavrayabiliriz.
            Solmaz çiçekler kadınlarımıza, Mustafa Kemal Atatürk’ün keskin zekası sayesinde; 1930 yılından başlayarak çıkarılan bir dizi yasa ile önce belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınmış ve 5 aralık 1934’te yapılan, anayasa ve seçim kanunu değişikliği ile  milletvekili seçme ve seçilme hakları tanınmıştır.
            Dolayısıyla bu hakları,  bugün “Avrupa Avrupa!..” diye akın akın ziyaretlerde bulunulan, medeni gözü ile bakmakta olduğumuz; İsviçre 1971’ de, Fransa 1944’te, İtalya ve Arjantin 1946’ da, Çin 1947’ de ve Nijerya da ancak 1960’ta elde edebilmiştir.
            Dünya ülkelerini tek tek saymayacağım elbet de ancak şu değerli merhumelerin isimlerini anmadan geçemeyeceğim: Türk kadını siyasal haklarını ilk kez 1930 yılındaki Belediye seçimlerinde kullandı. Eylül başından Ekim’in 20’sine kadar süren bu seçimlerde şehir meclislerine girebilen kadınlar arasında; İzmir seçimlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (CHF) iki kadın adayı Hasane Nalan ve Benal Nevzat hanımlar ile İstanbul seçimlerinde CHF adayı Rana Sani Yaver (Eminönü), Seniye İsmail Hanım (Beykoz), Ayşe Remzi Hanım (Beyoğlu), Nakiye (Beyoğlu), Latife Bekir (Beyoğlu) hanımlar  yer aldılar.
            Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Demirdere köyünde (Bugünkü Karpuzlu ilçesi) yaklaşık 500 oy alarak seçimi kazanan Gül Esin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın muhtarı oldu. 
            Kadınların katıldığı ilk genel seçimler, 8 Şubat 1935 yılında yapılan TBMM 5. Dönem Seçimleri’dir. Bu seçimlerde; 395 sandalye sayısı ile erkek milletvekili ve ilk kez 18 kadın milletvekili TBMM’ye girdi ve sonra bu sayı oransal olarak, yavaş yavaş azaldı. Günümüzde ise TBMM’nde  472 erkek milletvekiline karşılık sadece  78 kadın milletvekilimiz  yer almaktadır.
  Peki yeterli midir?
            Daha kadın olamadan çiçeklerimizi soldurup evlendirirken; okutmaz iken, okumak ve öncü olmaya çalışanları insafsızca karalayıp yargılarken, gençken baba yada abi baskısı ve şiddeti, alkol ve bağımlı maddeler tüketimi ile hayatından bezdirilip sevmediği insanlarla evlenmek zorunda kalan binlerce gelecek!..
            Evlenip de yeni yaşam bulmayı düşünürken sindirilen, kaçtığından belki de daha fazla baskıya boyun eğen ya da yeni yeni var olan mor çatı gibi kadın sığınma evlerine kaçabilen kadınlarımız. Çocukluğundan, genç kızlığına ve kadınlığına kadar geçen süreçte yaşadığı travmaları bile kendi kendine çözebilme gücünü oluşturmayı adet edinmiş çiçekler, hemcinslerimiz…
            Baskıdan ve var olmuşluğunu yaşayamadan, yaşamak isteyip de kendi ayakları üzerinde dimdik durmaya adım atarken; iş yerlerinde, yakın çevrelerinde sadece cinsel kimliği ile tacize uğrayan ve hep “sus” denilen kadınlarımız.
            Baskı, zorlama ile hiçbir şeye hak ve söz sahibi bırakılmayan, dünde de günümüzde de solan çiçekler… Bunlar yaşamın ta kendisi. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Önce ailenize, apartmanlarınıza, mahallenize bakarsanız yüzlerinden tanırsınız. Yüzleri gülmez, omuzları düşük, benizleri soluk, yorgun ve sadece ayakları yürüyen kadınlar.
            Oysa kadınlar, geleceğin mimarıdır. Atatürk’ün ifade ettiği gibi: “Bir toplum bir millet,  erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin?..”
            Tek taraflı, bireysel ve sadece,  “Efendim biz ataerkil toplumuz, erkek ne derse o olur, O bilir.”, düşünceleriyle bugün olduğu gibi en üst düzeyde, bizi temsil edebilecek ancak 78 kadın milletvekiline sahip olabiliriz. Bilinçlenme, eğitim, aydınlık gelecek istiyorsak çocuklarımızdan önce kendimizi geliştirmek gereklidir. Sevmek ve ülkemiz adına, “Acaba ne yapabilirim?”  mantığıyla geleceği çizmemiz gerekmektedir. 
Bu nedenle baştan beri ülkemizin kadın sesini, eksiksiz olarak her mesleğin  ilkleri ünvanını alarak onurlu bir şekilde bu bayrağı taşıyan ve bizi onurlandıran tüm kadınlarımızı da özellikle aklı ve ruhu ile kurtuluş savaşımızda canını oraya koymaktan çekinmeyen mücadeleci nice Elif analarımızı, rahmetle ve minnetle anıyorum.
            Sözlerimi bana bu hakkı veren yüce önderimiz Atatürk’ün sözleri ile bitirmek istiyorum: “Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe; hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye, eski devirlerdeki gibi basit değildir. Gerekli özellikleri taşıyan evlat yetiştirmek, pek çok özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgin olmaya mecburdurlar!” Saygılarımla.
                                      Yazar Emel Seçen
                                   05 Aralık 2013, İstanbul

_____________

MÜŞTERİNİZ BİZDEN
KAZANMAK SİZDEN!.. 
Tıklayın!
http://www.marmarisbulten.com/Haber/musteriniz_bizden_kazanmak_sizden/

KADINCA KARARINCA 5 Aralık
tarih Tarih: 03.12.2014, 21:30 okunma Okunma: 1661
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales