YUNUS POLİS EKİPLERİ GÖREVE H...
YOKSA HEDEF 2070' LER Mİ?
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI İÇİN SEVG...
ANNELER EĞİTİM İÇİN ÇALIŞTILA...
BUSE ÇIKTI DOKUZA İNMEZ SEKİZ...
MARMARİS İSKELESİ ŞENLENDİ
MARMARİS 2010’U SABIRSI...
ANADOLU'NUN ÖZEL ÇOCUKLARI AC...
MARMARİS İŞ DÜNYASI ve KAMU K...
EFELİKLERİNİ İLK DÜĞÜNLERİNDE...
BU GİDİŞLE MARMARİS KENT MEYD...
TEKİRDAĞ’LILARA MARMARİ...
MARMARİS BASINI SANSÜR VE BAY...
YANLIŞ HESAP BU KEZ KADIKÖY...
ETEM ÇALIŞKAN O BİR ATATÜRK S...
ZOR OYUNU BOZDU BJK’NİN...
MARMARİS 90.YILDA DA SAVAŞTAN...
MARMARİS TARSUS ADANA VE TÜRK...
MARMARİS GİAD YENİ BAŞKANI ÇO...
MARMARİS BALEVİ MART 2012...
Yetmişli yılların başında, tam da ilkokulu bitirdiğim senenin yazıydı. Mahalleye yeni taşınmıştık. Okul kapandıktan sonra, mahallede tek çocuk bile kalmadı ve ben bu duruma hiçbir anlam veremiyordum.
Biraz araştırınca mahalledeki bütün çocukların Kur’an kursuna gittiklerini öğrendim. Mahalledeki camide, imam efendi kurs veriyordu. Aileme “evde çok sıkılıyorum bende Kur’an kursuna gideceğim” dedim. Babam kafamın yanlış doldurulacağını düşünerek karşı çıktı. Oysa ki ben kesin kararlıydım. Sonunda ailem ısrarıma dayanamadı ve ben, Kur’an kursuna gitmeye başladım.
Hocamız İslamiyet’in doğuşunu, yayılışını o kadar güzel anlatıyordu ki sanki o anı yaşıyorduk. Zamanımız kaldığında da bize çok anlayışlı ve kibar bir şekilde sure ezberletmeye çalışıyordu. İslamiyet’i anlatırken aynı zamanda da değer yargılarını, vicdan muhasebesini ve adalet anlayışımızın nasıl olması gerektiğini de öğretiyordu.
Erdemli bir insanın nasıl olması gerektiğini, hem ruh temizliğinin hem beden temizliğinin ne kadar önemli olduğunu uzun uzun konuşuyorduk. Kendimizi sevmenin Tanrıyı sevmek olduğunu hocamız öğretmişti bize. Haksızlıklar karşısında dik durmayı, zalime boyun eğmemeyi, mazlumu daima korumayı, açları doyurmayı, komşusu açken kendisinin tok yatamayacağını, dedikodu yapmamayı, iftira atmamayı…
Bugün okuduğum bir haber işte beni o yıllara götürdü. Sultanahmet Camisinin imamı Levent Dursun mahyaya “Tek yol Devrim!” yazarak, dini görüşle siyasi görüşün farklı olduğunu gösterdi.
Devletler hangi rejim ile yönetilirse yönetilsinler, bunun bizim maneviyatımızla din anlayışımızla ilgisi yoktur. Dini inancımızın yüksek oluşu, yada hiç olmayışı bizim iyi bir devlet yöneticisi olacağımız ya da olamayacağımız anlamına gelmez..
İlerici, çağdaş din adamlarımıza saygıyla.
Hülya Dedeoğlu - Kuşadası
Sözün özü; “ Din ve mezhep, herkesin kendi vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayamaz. Din ve mezhep, hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.”
Mustafa Kemal Atatürk. (1930)










