YUNUS POLİS EKİPLERİ GÖREVE H...
YOKSA HEDEF 2070' LER Mİ?
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI İÇİN SEVG...
ANNELER EĞİTİM İÇİN ÇALIŞTILA...
BUSE ÇIKTI DOKUZA İNMEZ SEKİZ...
MARMARİS İSKELESİ ŞENLENDİ
MARMARİS 2010’U SABIRSI...
ANADOLU'NUN ÖZEL ÇOCUKLARI AC...
MARMARİS İŞ DÜNYASI ve KAMU K...
EFELİKLERİNİ İLK DÜĞÜNLERİNDE...
BU GİDİŞLE MARMARİS KENT MEYD...
TEKİRDAĞ’LILARA MARMARİ...
MARMARİS BASINI SANSÜR VE BAY...
YANLIŞ HESAP BU KEZ KADIKÖY...
ETEM ÇALIŞKAN O BİR ATATÜRK S...
ZOR OYUNU BOZDU BJK’NİN...
MARMARİS 90.YILDA DA SAVAŞTAN...
MARMARİS TARSUS ADANA VE TÜRK...
MARMARİS GİAD YENİ BAŞKANI ÇO...
MARMARİS BALEVİ MART 2012...
SURİYE SINIRI’NDAKİ MAYINLI ARAZİLER PEŞKEŞ Mİ ÇEKİLECEK?
(KAYNAK:“TÜRKİYE İLE SURİYE ARASINDAKİ SINIR BOYUNCA MAYIN TEMİZLEME İLE İHALE İŞLEMLERİ KANUN TASARISI” ÜZERİNDE TBMM’DE MAYIS 2009’DA CHP GRUBU ADINA YAPILAN KONUŞMALAR)
Bu tasarı, 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe giren ve TBMM’nin 12 Mart 2003 tarihinde kabul ettiği yasa ile onaylanan ve kısaca Ottawa Sözleşmesi olarak bilinen “anti-personel mayınların kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve devredilmesinin yasaklanması ve bunların imhası ile ilgili uluslar arası sözleşme”ye uygun olarak devletimiz ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti arasındaki kara sınırında bulunan antipersonel-antitank mayınların imha edilmesi ve bu suretle elde edilecek arazilerin tarımsal amaçla kullanılması konusundadır.
DEVLET 126 BİN DEKAR BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ BU ARAZİYİ YILLAR ÖNCE ÇİFTÇİLERDEN KAMULAŞTIRARAK ALMIŞ VE MAYINLAYARAK TARIMA KAPATMIŞTI.
Bu Tasarıya konu olan alan, 1956 yılında başlayarak, Türkiye’nin güvenliği ve kaçakçılığın önlenmesi için mayınlanmış olan yaklaşık
AKP ÖNCESİ HÜKÜMETLER BU ARAZİNİN MAYINDAN TEMİZLEDİKTEN SONRA, TOPRAKSIZ KÖYLÜYE DAĞITILMASINI PLANLAMIŞTI
AKP iktidarından önceki dönemde mayınların sökülmesi ve temizlenecek toprakların topraksız köylüye verilmesi planlanmıştır. Genel Kurmay o aşamada “bu araziyi iki yılda temizleyebileceğini; bunu yapabilecek bilgi, eğitim ve yetişmiş elemanı olduğunu; ancak bazı yeni makine ve tesisat alınması gerektiğini, bunun için de 35 Milyon Dolar’a gereksinim bulunduğunu” belirtmişti. Ancak arazinin mayından arındırılması işi o dönemde çeşitli nedenlerle gerçekleştirilememiştir.
OTTAWA SÖZLEŞMESİ’NE UYMA KARARI ALINDIKTAN SONRA MAYINDAN ARINDIRMA İÇİN ARAYIŞLAR YENİDEN BAŞLATILMIŞTIR, ANCAK NE YAZIK Kİ AKP İKTİDARININ TEMİZLENMİŞ ARAZİNİN KULLANIMINDA ÖNCELİĞİ “BÖLGE İNSANINDAN YABANCILARA” KAYDIRDIĞI GÖRÜLMEKTEDİR.
AKP, söz konusu arazilerin mayından temizleme işini “yap-işlet - devret” modeli ile 44 yıllığına ihaleye çıkararak, hem organik tarıma uygun, hem de petrol rezervleri bulunan bu arazilerin yabancıların eline geçmesinin önünü açmıştır. 2020 yılından itibaren Ortadoğu’da su sorunu çıkacağı doğrultusundaki öngörüler de dikkate alınınca, bu bölgenin önümüzdeki yıllarda değerinin paha biçilmez olacağı açıktır.
Durumun ne kadar vahim sonuçlar doğuracağını gören CHP, 178.500 dekarı mayın döşenmiş, toplam 216 bin dekar arazinin mayından temizlenmesi ve arazinin mayınları temizleyenlere tarımsal amaçlı kullandırılması hususunda hazırlanan “31 Ocak 2005; 13 Haziran 2005 ve 27 Haziran 2005 tarihli Bakanlar Kurulu Kararları ile söz konusu Kararnamelere dayanılarak Maliye Bakanlığı tarafından tesis olunan ihale işlemlerinin” iptali ve yürütmenin durdurulması istemi ile Danıştay’da dava açmıştır.
DANIŞTAY 13. DAİRESİ, CHP’NİN MÜRACAATI ÜZERİNE, 11 MART 2009 GÜN VE 2009/2843 SAYILI KARARI İLE İHALE ŞARTNAMESİNİN YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA KARAR VERMİŞTİR.
Danıştay’ın “YÜRÜTMENİN DURDURULMASI” Kararında şöyle denilmektedir: “Maliye Bakanlığı’nca mayının temizlenmesi hizmetinin satın alınması ile temizlenen arazinin tarımsal amaçlı kullandırılması işinin aynı ihalede birleştirilmesi durumunda söz konusu ihtiyaçların en iyi şekilde uygun şartlarla karşılandığından söz edilemeyeceğinden, dava konusu ihale şartnamelerinde hukuka uyarlık bulunmamakta....... anılan iki ihtiyacın bir ihale ile karşılanması hukuken ve işin niteliği icabı mümkün bulunmamaktadır.”
Görüldüğü gibi Danıştay, yapılan işlemin 2886 Sayılı Yasa’nın 2. Maddesine aykırı oluşu yanında, mayınlı sahanın temizlenmesi ve temizlenen arazinin temizleyenlere kullandırılması işlerinin aynı ihalede yapılması durumunda söz konusu ihtiyaçların en iyi şekilde ve uygun şartlarla karşılanamayacağını da kararının gerekçesi olarak ortaya koymuştur.
Halen TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan AKP Tasarısı, ihaleyi 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olmaktan çıkararak, Danıştay Kararına uygunluğu sağlamayı amaçlıyor. Fakat, konunun özünü oluşturan ve Danıştay Kararı’nda da belirtilen “ihalenin, mayından temizleme ve temizlenen arazinin kullanılmasını tek işlem olarak yapmasının doğuracağı sakıncaları” dikkate almıyor.
MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI, “MAYINDAN TEMİZLENECEK ARAZİNİN YÖRE İNSANI TARAFINDAN KULLANILMASINI” ÖNGÖRMÜŞTÜR.
Tasarının Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki özellikle 6 Mayıs ve 14 Mayıs 2008 tarihli görüşmelerinde Milli Savunma Bakanlığı temsilcisi, “mayından temizlenecek bölgenin STRATEJİK önemine değinerek ve temizlenecek alanın O YÖRE İNSANI TARAFINDAN KULLANILMASI gereğine işaret ederek tasarıya karşı olduklarını” açık olarak ifade etmiştir. Ancak Hükümet bu eleştirilere Komisyon Raporu’nda yer vermemiş, daha da önemlisi, konunun Milli Savunma Komisyonunda görüşülmesi engellenmiştir.
BU YASANIN ÖRTÜLÜ GERÇEK AMACI “MAYINLI ARAZİNİN TEMİZLENMESİNİN KULLANIM KARŞILIĞI İHALESİDİR”.
Aslında Hükümetin bu yasa tasarısı kendi içinde bazı hususları saklayan, gerçek amacı gizleyen bir tasarıdır. Yasanın 1’inci maddesinde “Mayın ve patlamamış mühimmatın temizlenmesi ve elde edilecek arazilerin tarımsal amaçla kullanılması” amaç ve kapsam olarak ifade edilirken, Yasa Tasarısının 3’üncü Maddesi Hükümetin gerçek amacını açıkça ortaya koymaktadır. Bu maddede; “Maliye Bakanlığı’nca yapılacak kullanım karşılığı temizleme ihalesinde...” ifadesi yer almaktadır. Yani Hükümetin bu Kanun Tasarısı doğrudan “bu arazinin kullanım karşılığı ihalesini” düzenlemektedir.
BU TASARIYA KESİNLİKLE KARŞIYIZ: BU TASARI ÜLKE ÇIKARLARINA AYKIRIDIR... EĞER YAŞAMA GEÇİRİLİRSE ÜLKEMİZİN GELECEĞİNDE ÖNEMLİ SORUNLAR YARATIR.
Güneydoğu sınırlarımız boyunca uzanan arazilerin mayından arındırılması doğru ve gerekli bir karardır, GEREĞİ DERHAL YERİNE GETİRİLMELİDİR.
Ancak, bu toprakların, mayından temizleyecek şirketlere 44 yıllığına tarımsal amaçlı kullandırılması düşüncesi TEMELİNDEN YANLIŞTIR.
Mayın temizleme işi ile tarım birbirinden tamamen farklı uzmanlık alanlarıdır ve aynı şirketin bu iki konuda birden uzmanlaşması gerçekçi bir durum değildir. Olsa dahi, arazi üzerinde gerçek hak sahibi olanlar, arazisi daha evvel kamulaştırılmış olanlar ile topraksız bölge insanıdır.
“MALİ SORUNLAR”, MAYINDAN TEMİZLEME İŞİNİN, VATAN TOPRAKLARININ 44 YIL SÜRE İLE YABANCILARA KULLANDIRILMASI KARŞILIĞI YAPTIRILMASININ KESİNLİKLE GEREKÇESİNİ OLUŞTURAMAZ.
Hükümet geçenlerde GAP Bölgesine toplam miktarı 12 milyar ABD Dolarını bulan yeni ve çok ciddi kaynaklar ayıracağını telaffuz etmiştir. Eğer bu doğruysa, bu kaynağın yaklaşık 500 milyon Dolar’ın, hem de 5 yıllık süre içinde Bölge topraklarının mayından temizlenmesi amacıyla ayrılması finansman sorununun kolaylıkla aşılmasını sağlar.
Faiz ödemeleri için rantiye kesimine yılda 15-20 milyar dolar aktaran AKP iktidarının “Mayinleri temizleme ve organik tarım için bölge insanının kullanımına açılması” Projesi için 5 yılda 500 milyon doları esirgemesinin arkasında yatan karanlık düşünceyi kesinlikle anlamıyoruz.
AKP SÖZCÜLERİNİN KONUŞMALARINDAN ÇOK NET ANLAŞILMAKTADIR Kİ, HÜKÜMET BU İŞİ YABANCILARA İHALE ETMEYİ KAFASINA KOYMUŞTUR
Hükümetin, 126 bin dekarlık çok kaliteli, değerli ve stratejik nitelikli ülke arazisini kısa vadeli ekonomik ve siyasal çıkarlar karşılığı, “KARŞILIKLILIK İLKESİNE DAYANMADAN” 44 yıllığına yabancılara devretmek düşüncesi kabul edilemez bir aymazlıktır, ulusal çıkarları çiğnemektir, ülkeyi satmaktır.
AKP iktidarı bu karanlık düşüncesini, “bir yandan bütçe disiplinini ve kaynak yetersizliğini öne sürerek, diğer yandan da sanki asker bu işi yapmak istemiyormuş gibi bir hava yaratma gayretine girererek” hayata geçirebilme arayışına girmiştir.
BU KONUDA ASKERİ KESİMİN NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ, GENEL KURMAY’IN HÜKÜMETLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLUP OLMADIĞINI ÖĞRENMEK İSTİYORUZ.
Milli Savunma Bakanlığı önce sözcüsü vasıtasıyla alt komisyonda tasarıya karşı olduğunu açıkça ortaya koymuş; sonra ne olmuşsa, bakanlık bizzat Sayın Bakan’ın ağzından tasarının yanında olduğunu belirtmiştir. Bu, yaman ve üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir çelişkidir. Bakanlığın öne sürdüğü gerekçeler, doğru ve haklı gerekçeler değildir. Komisyonda yapılan gizli toplantıda da Sayın Bakan, ihale yönteminin gerekliliğine ve haklılığına ilişkin hiçbir doyurucu açıklamada bulunmamıştır.
İhalenin öncelikle Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmesi düşünülmeli, eğer Genel Kurmay “Biz askerler olarak bu işin üstesinden gelemeyiz” derse, ancak o zaman özel şirketler gündeme gelmeli; mayından temizleme işi vatan topraklarının yabancılara sunulması karşılığında değil, bedeli karşılığında yaptırılmalıdır.
HANGİ ÜLKE, TOPRAKLARINI MAYINDAN TEMİZLEMESİ İÇİN YABANCILARA “ŞU MAYINLARI ÇIKARIN DA TOPRAKLARIMIZI DİLEDİĞİNİZ GİBİ KULLANIN” DEMİŞTİR.
Bugüne dek 55 ülke mayınlarını silahlı kuvvetleri vasıtasıyla temizlemiştir. NATO’nun ikinci en büyük askeri gücü olan Türkiye de, mayınlarını silahlı kuvvetlerine temizleten 55 ülke gibi toprağındaki mayınları silahlı kuvvetleri vasıtasıyla temizleme gücüne sahiptir.
TASARIYA BİR BAŞKA VE ÖNEMLİ İTİRAZIMIZ, TASARIYLA GETİRİLEN DÜZENLEMENİN BÖLGE İNSANINI, BÖLGENİN SOSYOLOJİK YAPISINI DİKKATE ALMAMIŞ OLMASIDIR.
Bizim kamulaştırma etiğimize göre, kamulaştırmayı gerektiren nedenler ortadan kalktığında gayrimenkul eski sahibine (kamulaştırmada ödenen bedel tahsil edilerek) iade edilir. Suriye sınırındaki toprakların kamulaştırılma nedeni ortadan kalktığına göre, eski sahiplerine, (kamulaştırılırken ödenen paraların tahsili şartıyla) iadesi gerekir.
Mayından arındırılacak topraklar, bölgenin toplumsal sorunlarının azaltılmasına ciddi katkı sağlayabilir. 2001 Genel Tarım Sayımı sonuçlarına göre Türkiye’deki 3,075,000 tarım işletmesinin 54,321’inin hiç toprağı yoktur. Ve topraksız çiftçi-köylü ailelerinin çok büyük kısmı da bu bölgededir. Temizlenecek arazinin AB ülkeleri ortalamasında olduğu gibi 130’ar dönümlük parseller halinde bölgenin topraksız ve az topraklı ailelerine verilmesi durumunda yaklaşık 1660 aile toprak sahibi yapılmış olur.
Bu nedenle, temizlenecek toprakları yabancı şirketlere vermek yerine, bir kooperatif yapılanması altında bir araya getirilecek topraksız köylülere verip, devletin teknik ve mali desteği de verilerek, doğası gereği temiz bu topraklarda organik tarım yaptırılması; hem ülke ekonomisine, hem bölge insanının refahına ve hem de toplumsal barışa ciddi bir katkı yapacaktır.
Anayasamızın 44. maddesinin başlığı toprak mülkiyeti ve madde şöyle “Devlet, topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan, çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır.” Anayasa bu açık hükme sahipken; akıl, izan ve vicdan, topraksız köylünün topraklandırılmasını emrederken, temizleyerek tarıma açacağım dediğiniz ikiyüz onaltı bin dönümün üzerindeki araziyi o toprakların asli sahibine vermeyip elin yabancısına hem de yarım yüzyıllığına vermenin mantığı ve haklı gerekçesi olabilir mi?
Anayasamızın 44. maddesinin başlığı toprak mülkiyeti ve madde şöyledirİ “Devlet, topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan, çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır.”
Anayasa bu açık hükme sahipken; akıl, izan ve vicdan, topraksız köylünün topraklandırılmasını emrederken, temizleyerek tarıma açacağım dediğiniz ikiyüz onaltı bin dönümün üzerindeki araziyi o toprakların asli sahibine vermeyip elin yabancısına hem de yarım yüzyıllığına vermenin mantığı ve haklı gerekçesi olabilir mi?
AKP İKTİDARININ BU TESLİMİYETÇİ YASA TASARISINA, UYARILARIMIZI DİKKATE ALMADIKLARI SÜRECE, CHP OLARAK KESİNLİKLE RET OYU VERECEĞİZ.
İNANİYORUZ Kİ, 2003 YILINDA AKP İKTİDARININ “1 MART TEZKERESİNİN ÇIKARTILMASI” GİRİŞİMİNE DUR DİYEN AKP’Lİ MİLLETVEKİLLERİ BU KEZ DE, BU SOYLU VE ONURLU DURUŞUMUZU DESTEKLEYECEKTİR. (AjansSevgi / Marmaris)










