YUNUS POLİS EKİPLERİ GÖREVE H...
YOKSA HEDEF 2070' LER Mİ?
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI İÇİN SEVG...
ANNELER EĞİTİM İÇİN ÇALIŞTILA...
BUSE ÇIKTI DOKUZA İNMEZ SEKİZ...
MARMARİS İSKELESİ ŞENLENDİ
MARMARİS 2010’U SABIRSI...
ANADOLU'NUN ÖZEL ÇOCUKLARI AC...
MARMARİS İŞ DÜNYASI ve KAMU K...
EFELİKLERİNİ İLK DÜĞÜNLERİNDE...
BU GİDİŞLE MARMARİS KENT MEYD...
TEKİRDAĞ’LILARA MARMARİ...
MARMARİS BASINI SANSÜR VE BAY...
YANLIŞ HESAP BU KEZ KADIKÖY...
ETEM ÇALIŞKAN O BİR ATATÜRK S...
ZOR OYUNU BOZDU BJK’NİN...
MARMARİS 90.YILDA DA SAVAŞTAN...
MARMARİS TARSUS ADANA VE TÜRK...
MARMARİS GİAD YENİ BAŞKANI ÇO...
MARMARİS BALEVİ MART 2012...
İstanbul’da geçen Cumartesi günü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı protesto etmek isteyen öğrencilerin, polis tarafından dövülmesine bir tepki de Muğla Barosu’ndan geldi.
Muğla Barosu Başkanı Avukat Mustafa İlker Gürkan bugün (7 Aralık 2010) yaptığı açıklamada, polisin haksız yere öğrencileri İstanbul’a sokmadığına dikkat çekerek; “ İstanbul’da, Başbakanı protesto edecekleri gerekçesiyle, kente sokulmak istenmeyen öğrencilerin, çevik kuvvet polislerince feci şekilde dövülmesi ve biber gazı kullanılması Muğla Barosu avukatlarının derin üzüntüsüne neden olmuştur. Yüreklerimiz kanamıştır. Polis; öğrencilere “İstanbul’a giremezsiniz” demiştir. Ne hakla!...
Boğazı geçmek yasak mı olmuştur? Başbakanı Protesto edeceklermiş; Başbakanı protesto etmek demokratik bir haktır. İfade özgürlüğü yalnızca “övgü” için mi vardır? İfade ve Seyahat özgürlüğünün bu ölçüde kısıtlanmasının demokratik toplum gerekleriyle ne ilgisi vardır ve bu kısıtlama hangi kanuni yetkiye dayanmaktadır? Böyle bir kısıtlama ifade ve seyahat özgürlüğünün özüne dokunmak değil midir?
Polis / kolluk yetkisi milletten alınan bir yetkidir. Öğrencilerimiz bu milletin evlatlarıdır. Milletin verdiği yetkiyi milletin evlatlarına karşı böyle vahşice kullanıyorsun, kullandırıyorsun. Ne hakla!...
Hepinizi Türk Milletine şikayet ediyoruz. Hukuk ve kanun dışı emirleri verenler, uygulayanlar, hoşgörü gösterenler, ortam hazırlayanlar, annelerin - babaların en ağır bedduaları altındadırlar.
Muğla Barosu; uzun bir süredir hak ve özgürlükler konusunda bir tuzağa dikkat çekiyor. “Önleyici ve etkin devlet ” anlayışının yanlışlığına, bunun egemen kılınması için gösterilen gayrete, getireceği tehlikelere dikkat çekiyor. Devletin kolluk güçlerinin yurttaşlara ölçüsüz ve zalimane davranışları elbette önemlidir. Karşı çıkarız ve şiddetle protesto ederiz. Örneğin bir yürüyüş sonrası civardaki araç ve binalara saldıran tahrip eden kişilere polis orantısız güç kullanabilir. Ama anlatmak istediğimiz bu değil, farklı bir şey. Sorunun kaynağına, temellerine ve kapsamına dikkat çekiyoruz.
“Önleyici ve etkin devlet” kavramı bir aldatmacadır. “Suç işlenmeden ve böylece suçun zararlı sonuçları ortaya çıkmadan kolluk müdahale edebilmeli, bunun için gerekli hukuksal düzenlemeler yapılmalı ve uygulanmalıdır.” İddia budur. Devlet bunu nasıl yapacaktır. “İstihbarat” ile… “İhtiyaç” halinde telefonu dinleyecek, gizli ajan-muhbir kullanacak v.s…Sonra aldığı bilgilere uygun olarak yani niyet okuyarak hak ve özgürlüklerde “ihtiyaç duyulan kısıtlamalar” yapılabilecek… İstanbul’a giremezsiniz gibi..
Bu “ihtiyaç” durumunu kim tespit edecek? Kolluk amirleri ve onların amirleri v.d. Yani Hak ve özgürlüklerin yürütmenin takdirine bırakılması… Yetmez ama evet, durum budur.
Ceza hukuku alanında, istihbaratın kullanılması, teşebbüsün sınırlarının icra hareketlerinden hazırlık hareketlerinin alanına doğru genişletilmesi, niyet okumanın ve niyet suçunun (örgüt suçu gibi) hortlatılması, polisin “proaktif” (*) işlevinin kutsallaştırılması ve proaktif kolluk faaliyetinin yargı sistemini ve hukuk dünyasını egemenlik altına alması, istisnaların kural olması, usuli güvencelerin hiçe sayılması, “ceza yargılama usulünün” tasfiye edilmesi.Bütün bunların temelinde önleyici-etkin devlet anlayışı vardır.
ABD’nin 11 Eylül hukukuna paralel olarak Hukuk devletini ortadan kaldırmak çabası vardır. Hukukumuzda “tepkisel suç kovuşturmasından”, “önleyici suçla mücadele” ve “kovuşturma tedbirlerine” doğru yönelen ve oldukça yol alan bu anlayış nereye varır? Çıplak biçimde İstanbul’da ortaya çıkmıştır.
Bunun sonu; devletin, yurttaşlara, “düşman ceza hukuku” uygulaması yapar, duruma gelmektir.Dünya örnekleri, yaptığını da gösteriyor. Önümüzdeki süreçte hak ve özgürlükleri sınırlamak için kullanılacak başlıca kavramlar “önleyici ve etkin devlet” ve “kolluğun proaktif işlevi” olacaktır. Türk Milletinin dikkatini “önleyici ve etkin devlet” anlayışının zararlı sonuçlarına çekiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin zulümle değil adaletle yönetilmesini istiyoruz.” dedi. (AjansSevgi / Marmaris)

Tarih: 08.12.2010 - 12:35 | Gönderen: hülya dedeoğlu









