YUNUS POLİS EKİPLERİ GÖREVE H...
YOKSA HEDEF 2070' LER Mİ?
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI İÇİN SEVG...
ANNELER EĞİTİM İÇİN ÇALIŞTILA...
BUSE ÇIKTI DOKUZA İNMEZ SEKİZ...
MARMARİS İSKELESİ ŞENLENDİ
MARMARİS 2010’U SABIRSI...
ANADOLU'NUN ÖZEL ÇOCUKLARI AC...
MARMARİS İŞ DÜNYASI ve KAMU K...
EFELİKLERİNİ İLK DÜĞÜNLERİNDE...
TEKİRDAĞ’LILARA MARMARİ...
MARMARİS BASINI SANSÜR VE BAY...
YANLIŞ HESAP BU KEZ KADIKÖY...
ETEM ÇALIŞKAN O BİR ATATÜRK S...
ZOR OYUNU BOZDU BJK’NİN...
MARMARİS 90.YILDA DA SAVAŞTAN...
MARMARİS TARSUS ADANA VE TÜRK...
MARMARİS GİAD YENİ BAŞKANI ÇO...
MARMARİS BALEVİ MART 2012...
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI İÇİN SEVG...
2001’ DEN BU YANA
“Son günlerde Marmaris Limanının büyütülmesi projesi ile ilgili olarak çevre gönüllüleri topluluğunun açıklamaları baz alınıp bir yerel TV kuruluşunca politize edilmek istendiğini saptamış bulunmaktayız. Bugüne kadar susmamız böyle hassas bir projenin polemik konusu edilmesini istemediğimiz içindir. Ancak konunun bilgi kirliliğine dönüştüğü gerçeği nedeniyle projenin tüm safhalarını belgeleriyle birlikte kronolojik olarak halkımıza duyurma zorunluluğu hasıl olmuştur. Yaptığımız açıklamalar ve belgeler net olarak göstermektedir ki iskelenin inşası ve gelen gemiler Marmaris Limanına olumsuz bir etki yaratmayacaktır.
Dikkat edilecek olursa bütün bu etütlere ilave olarak Genel Kurmay Başkanlığı bazı bilimsel araştırmaları şart koşmuş ve bu etütlerde birisi Deniz Kuvvetleri tarafından diğeri ise Genel Kurmay Başkanlığının kabul ettiği üç firmadan birisi tarafından yapılmıştır.
Ayrıca çevre gönüllüleri dostlarımızın televizyonda sık sık gösterdiği çok eski tarihe dayalı bir yerel gazetede yer alan “ Ulaştırma Bakanlığı Projeye çok sıcak bakmıyor” haberi çarptırılarak, kamuoyunu yanılttığı arkadaşlarımızın açıklamalarından da anlaşılmaktadır. Çok enteresandır, DHL yetkilisi Marmaris iskelesi yapılırsa yap işlet devret modeli ile ihale edilen Bodrum iskelesinin ekonomik girdisine olumsuz etki yapar, görüşünü ortaya atmaktadır. Yani Bodrum iskelesini işletecek özel sektörün ekonomi danışmanı lisanı ile görüş beyan etmiştir.
Diğer iki sorusu ise DLH nin esas sorması gereken sorulardır ki bunlara da Denizcilik Müsteşarlığı ve Sahil Güvenlik komutanlığı biraz önce açıklandığı gibi olumlu yanıt vermiş DLH yetkilisinin Bodrum iskelesi tezi hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmamıştır. Ayrıca Çevre Gönüllüleri adına beyanat veren Hanımefendinin ( Filiz Ersan) “biz sorduk Sahil Güvenlik Komutanlığının haberi yok, böyle bir şey olamaz” dediler, ifadeleri eğer doğruysa Sahil Güvenlik Komutanı yetkililerinin ilgili yazısına bakmalarını rica ediyorum.
Genel Kurmay Başkanlığına yapılan başvuruya cevap alınamaması doğaldır, çünkü açıkladığımız gibi Genel Kurmay istediği Etütleri yaptırmış ve bu etütler neticesinde olumlu görüşünü bildirmiştir.
Çevre Gönüllüleri örgütü ülkemizin olmazsa olmazlarından birisidir. Bizlerin daima destek olmamız bilinci içinde olduğumuzun bilinmesini isteriz. Bilhassa maden arama konularında vermiş oldukları özverili ve olağan üstü gayreti takdirle karşılıyor ve bu tepkiyi bizlerde ulaşabileceğimiz yerlere yansıtıyor, yansıtmaya devam ediyoruz.
Ancak kuruluşta görev alan dostlarımızın, ilgilendikleri konularda karşı taraf ile de iletişim kurmalarının, karşı tarafın tezlerini dinlemelerinin ve sonunda bilimsel verilere de dayanan söylemler ile kendilerini ifade etmelerinin olumlu sonuçlara daha erken varılacağına yardımcı olacağını düşünüyoruz
Değerli Marmarisliler, Belediye meclis üyesi bir arkadaşımız, gemi uskurları, gelip gitmeler gibi nedenlerle deniz dibi florası bozulacağını, gelen gemilerle zararlı denizanalarının geleceğini, bu nedenle iskelenin yapımına karşı olduklarını ifade etmektedir. Çevre Gönüllüleri ve Marmaris Belediye Başkanı’ da aynı mealde açıklama yapmakta ve hatta Sayın Belediye Başkanı gemilerin gelmesine karşı değilim, iskeleye karşıyız, yoksa gemi gelsin, demir atsın, filikalarla çıkarılsın şeklinde ifadede bulunmaktadır. Ancak deniz florasının bozulması denizanaları ve diğer tezlerin iskele ile irtibatlandırılması manidardır. Çünkü eğer böyle bir tehlike varsa gemi de duran gemiler içinde söz konusudur. Bu nedenle tüm tezlerin tamamen çelişkiler ile dolu olduğu ortaya çıkmaktadır.
Sayın Marmarisliler, bütün bu tereddütler üç yıl boyunca muhtelif tarihlerde yapılan kurumlar arası toplantılarda ele alınmış ( Belediye tüm toplantılar katılmış – son toplantı hariç) ve neticede 30.12.2007 de ÇED olumlu belgesi vermiştir. Çünkü ileri sürülen tezlerle ilgili hiçbir bilimsel deney-etüt çalışma yapılmamış sadece sübjektif görüşlerle yetinilmiş ve bu görüşlerle kurul tarafından değerlendirilmemiştir. Şimdi ise Üniversitelerden görüşler alacağız, çalışma yapacağız söylemlerini gayri ciddi bulduğumuzu ve geçen üç yıl içinde yapılmayıp ta ÇED raporu alındıktan sonra akla gelmesini anlamakta güçlük çektiğimizi ifade etmek isteriz.
Ayrıca gemilerin bundan kırk sene önceki gibi yolcularını nostalji adı altında küçük piyade veya diğer deniz vasıtaları ile kıyıya taşımalarını tavsiye etmek, Uluslar Arası Denizcilik Yasa ve Yönetmeliklerini hiç bilmemek anlamını taşımaktadır. Böyle bir konuda fikir beyan edilmezden önce konuya hakim kişilerden bilgi alınıp ona göre halkımıza açıklama yapılmasının daha faydalı olacağını düşünmekteyiz.
Biz mermer gemilerinin, Marmaris Limanını, Güllük Limanının inşaatının sonuna kadar kullanacağını defalarca söylememize rağmen ve 2007 yılından itibaren de Güllük Limanının devreye girmesi ile Mermer gemilerinin, Marmaris’e gelmediğini görmelerine rağmen, konu bazı çevrelerce hala politize edilerek, halkın önüne konmaktadır.
Ayrıca şunu da belirtmek isteriz ki Marmaris Limanına gelen ve gelecek gemileri bizim ve halkımızın seçme lüksü ve hakkı yoktur. Uluslararası anlaşmalara göre, her gemi belli koşullara uymak şartıyla limanlara girebilir. Ancak yük elleçleme, yükün cinsine göre izne tabidir. Bir kere bu konu ilgili Çevrelerce iyi bilinmelidir.Yük gemileri, balast sularını limana basarlar, basacaklar veya basıyorlar suçlamaları ise Sahil Güvenlik Komutanlığına yapılmış bir haksızlıktır. Çünkü bu komutanlık, hem denizden hem de havadan devamlı kontroller yapmakta ve bu konuda da taviz vermeden çalışmaktadırlar.
Son olarak bir konuyu daha halkımızla paylaşmak için izninizi rica ediyorum.Sayın Belediye Başkanı, şirketlerimizden biri olan Albatros yat çekek yerinin, imar planı değişikliğinin tepeden inme bir şekilde Ankara’da halledilip, Turizm Bakanlığınca askıya asılıp belediyeye gönderildiğini ifade etmiştir. Burada ima edilmek istenen herhalde imar planı değişikliği konusunun, siyasiler yardımı ile gerçekleştiğidir. Hal buki işin doğrusu hiç bu şekilde gelişmemiştir. İmar planı değişikliği ile ilgili çalışma 2001 yılında başlamış ve belediye meclisi 1/5000 nazım imar plan değişikliği imar talebimizi, Ali Acar ve Mustafa Balcı’ nın iki ret oyuna karşın 13.06.2001 tarih ve 33 sayı ile kabul ederek Bakanlığa göndermiştir. Bunu takiben imar plan değişikliğinin son olarak Belediye meclisince kabul edilmesi hususu 17.02.2004 tarih ve 36 no’ lu karar ile onanarak Bakanlığa gönderilmiştir. Bu karar oybirliği ile alınmış ve Ali Acar toplantıda bulunmuştur. Marmaris Belediye Başkanının, adı geçen toplantı ve kararları anımsayamadığı kanaatindeyiz ve şu hususu altını özellikle çizmek istiyoruz ki siyasi bir destek olsa idi, bu plan değişikliği 2001 yılından 2009 yılına kadar sürmez ve hala maliye bakanlığının imzasını beklemezdik.
Ayrıca Albatros Marina projesi, özellikle iç denizlerin korunması açısından özel olarak hazırlanmış ve ileride Marmaris gibi limanlarda yapılacak marinalara örnek teşkil edecek, teknik ile geliştirilmiştir.
Yine aynı söyleşide ve bir yerel basın organının yazısında konu edilen “ Kuşadası limanının esnafa faydası olmamıştır” değerlendirmesi, üzülerek ifade etmek isterim ki tabiri caiz ise tam bir aymazlık örneğidir. Gözlemlerim odur ki, bazı vatandaşlarımız, ideolojik veya saplantıları nedeniyle olaylara geniş bir açıdan bakamamakta, sadece noktaları öne sürerek ülkenin genel turizm girdilerini göz ardı edebilmektedir. Ayrıca bu gemilerin Kuşadası esnafına faydası olmuyorsa ve Kuşadası’nın ağırlıklı turizmi gemilere bağlı olduğu ortada iken, adada hala esnafın varlığını sürdürmesi hangi mantık ile açıklanabilir?
Bu nedenle, basın-yayın çalışanlarını daha objektif, bilgi kirliliği yaratmayacak ve halkımızı ümitsizliğe düşürmeyecek yanlış değerlendirmelerden kaçınmalarının doğru bir davranış olacağını düşünüyorum.
Son yıllara özellikle Marmaris’te alternatif turizm’den sıkça bahsedilmekte ve çeşitli fikirler oluşturulmaktadır. Marmaris için alternatif, turizmin başında ise deniz turizmi gelmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, çevreyi ve denizlerimizi korumak açısından dünyada ve ülkemizde ne gibi tedbirler alındığını da araştırmaktır. Bu nedenle dünya çevre ve denizcilik örgütleri beraberce çalışarak tüm deniz taşıtların ve bunların hizmet veren limanların çevreye zarar vermemesi için önemli yasa ve yönetmelikler çıkardığı özellikle deniz taşıtlarının Marpol yasasına göre inşa edebildiği hususlarında bilinmesinde yarar olduğunu belirtmek isterim.
Bütün bu anlatımlardan sonra Marmaris Limanı’na iskele ilavesi projesi, tüm kurumlarca onaylansa dahi, sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde, buna Marmaris Belediyesi ve çevre gönüllüler, dahil olmak üzere, halkımızın görüşlerine sunulacağını ve bu görüşler sonucunda ortaya çıkacak durum karşısında projeyle ilgili kararımızı vereceğimizi ifade etmek isteriz.
Değerli Marmarisliler, sizlerle yaptığımız bu açıklamaların hepsi bilimsel verilere ve çalışmalara dayanan bilgilerdir. Amacımız ve çalışmalarımız (bir hocamızın yazdığı gibi) ortak refah ve halkımızın mutluluğuna yönelik olup, beraberce huzurlu ve ileriye ümitle bakan bir topluluk olmaya destek vermektir.”
“2001 yılında özelleştirilme kapsamında işletmeciliği şirketimiz tarafından ihale yoluyla alınan ve Marmaris Liman İşletmeciliği A.Ş. adı altında o günden bu yana faaliyet gösteren limanımız; gelişen dünya turizm istekleri, turizm potansiyeli paralelliğinde; şu anki imkânları ile gelecekte yetmeyeceği ve ülkemiz turizmine ve ekonomisine katkıda yetersiz kalacağı öngörüldüğünden, 2005 yılında alınan Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda; limanın büyütülmesi planı kapsamında,
Dünyadaki en yüksek kaliteye sahip turizm potansiyelinin; deniz turizmi olduğu ve bununda ilçemiz için ne kadar önem arz ettiğinin tekrar hatırlatılmasında da yarar vardır.
Özellikle Kruvaziyer turizmin daha popüler hale gelmesiyle; yeni gemiler, yeni rotalar, yeni gezilecek-keşfedilecek güzellikler ve tabiî ki yeni limanlar ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Bu projenin gerçekleştirilmesi için; 2005 yılında, başında bir ‘ Çevre mühendisi profesör’ olan, Dokay Çevre Müh. Şirketi ile beraber çalışma başlatılmıştır. Yürürlükteki mevzuat gereğince, 2005 yılında koordinatör bakanlık olan Turizm Bakanlığına başvuruda bulunulmuş ve bu bakanlık tarafından;
Ulaştırma Bakanlığı (DLHİ Genel Müdürlüğü), Kültür Turizm Bakanlığı (Yatırım ve İşl. Gn. Md. ,Kültür ve Müzeler Gn. Md.), Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı (İnşaat Emlak Dairesi Bşk.), Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Sey. Hid. Oşi. Daire Başkanlığı) Muğla Valiliği (İl çevre ve Orman Md. – İl Tarım Md.), Çevre ve Orman Bakanlığı / Doğa Koruma ve Milli Parklar Gn. Md.(Çevre Yönetimi Gn. Müdürlüğü), Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Planlama ve Stratejik Çevresel Değerlendirme Dairesi Başkanlığı, Çevre Envanteri Dairesi Başkanlığı, Marmaris Belediye Başkanlığı’ na yazılar yazılarak proje hakkındaki görüşleri istenmiştir. Bu kurum ve Kuruluşlardan; 01.08.2005 tarihli yazı ile Çevre ve Orman Bakanlığı ‘ÇED dosyasının’ Muğla Valiliğine Sunulmasını, 23.08.2005 tarihli yazı ile Bayındırlık Bakanlığı uygun görüşü, 10.10.2005 tarihli yazı ile Ulaştırma Bakanlığı (DLHİ Gn. Müdürlüğünce), 3 Konuda görüş sorulması istemiş olup bunlar da Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı’nın iskele sahasına, gemi manevrası açısından engel teşkil edip etmeyeceği konusu, 2006 yılında bitirilen ‘Bodrum Yolcu İskelesi Projesinin fizibilite etütlerini etkileyip etkilemeyeceği konusu ve liman geri sahasının yeterliliği ile oluşacak gemi trafiğinin Limanı ne şekilde etkileyeceği hususlarıdır. Ulaştırma Bakanlığı DLHİ Genel. Md. ‘lüğünce belirtilen hususlara atfen;
10.10.2005 tarihli yazı ile Denizcilik Müsteşarlığı uygun görüşü, 02.01.2006 tarihli yazı ile Sahil Güvenlik Marmaris Grup Komutanlığı tarafından; konunun Ana üst komutanlığınca ( SGK) uygun görüşü bildirilmiştir.
Proje kapsamında, Mevzuat gereği 25.11.2005 tarihinde; Marmaris’ te Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce düzenlenen ‘ÇED SÜRECİNE HALKIN KATILIMI TOPLANTISI’ yapılmış ve burada da proje halkımıza açıklanmıştır.
29.11.2005 Tarihinde, Çevre ve Orman Bakanlığında yapılan; Bilgilendirme kapsam ve Özel Format Belirleme Toplantısı sonucunda; komisyonca kapsamı belirlenen ÇED Raporu özel formatı da 08.12.2005 tarihli bakanlık yapısı ekinde gönderilmiştir.
Bu proje kapsamındaki , “Plan değerlendirme ve inceleme (PDİK) komisyon ” toplantılarında; Tek olumsuz görüş Marmaris Belediye Başkanlığı tarafından verilmiş olup; bu durum, halkın %98 ‘ inin geçimini turizm sektöründen sağlayan Marmaris ilçesi açısından son derece elim ve düşündürücü bulunmuştur.
Bu arada, 26.01.2007 tarihli yazı ile Mariç-Belbir Md. ‘lüğünce, limanın atık su hattının Netsel Marina ile bağlantısının yapıldığını belirten yazısı gönderilmiştir.
Yine projeye ilişkin 26.11.2007 tarihinde Genel Kurmay Başkanlığının uygun görüşü mevcuttur.
Yine bu proje kapsamında nihai olarak 10.12.2007 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRİLMESİ OLUMLU kararı verilmiş ve halka duyurulması istenmiştir. Prosedürler de ilgili mevzuattaki şekilde devam etmektedir.
Genel Kurmay Başkanlığının istemiş olduğu bilimsel etüdler için ise, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı’nca ve bu kurumlar tarafından yetkilendirilmiş 3 şirketten birisi olan “İskandil Deniz Araştırmaları “firmasınca yapılan deniz analizleri ve batimetrik harita çalışmaları neticesi, yukarıda da belirtildiği gibi Genel Kurmay Başkanlığı görüşünde bildirilmiştir.
Bu çalışmalardan olan; hidrografik ölçmeler, fiziksel oşinografi, jeoloji ve jeofizik hidrografik ölçümleri sonucunda özet olarak; şu bilimsel genel sonuçlar elde edilmiştir.
Bölgedeki deniz tabanının; kum, siltli kum ve kumlu silt şeklinde geçiş yaptığı görülmüştür.Güncel sediment kalınlık değerleri belirlenmiştir. Herhangi bir morfolojik yapıya ve batığa rastlanmamıştır. Deniz suyu sıcaklık değerleri, ölçüm zamanında 17 –
Bu proje kapsamında, tek olumsuz görüş beyan eden Marmaris Belediye Başkanlığı’nca 19.01.2006 tarihli yazısında belirttiği şekilde ne bir dolgu yapılacak, ne su kalitesi kirletilecek, tabiatı olumsuz etkileyecek bir yapı ortaya çıkacaktır. Bu yazıdaki fikir ve yorumların doğru olmadığı da, yapılan ÇED toplantıları hitamında alınan ÇED OLUMLUDUR belgesi ile bir kez daha kanıtlanmıştır.
Az önce bahsettiğimiz bütün kurumlar UYGUN görüşlerini belirtmiştir. Ancak Marmaris Belediye Başkanlığı hala subjektif olarak olumsuz görüşünde ısrarcıdır.Çevre ile ilgili olan toplantılara Marmaris Belediyesi temsilcisi ile , 2 defa katılmış olup, çok önemli olan son toplantıya belediye adına katılan olmamıştır. Bu toplantılar esnasında, her kurum ve kuruluştan yetkililer ile özellikle bakanlık uzmanları katılmış ve bilimsel veriler incelenerek görüş alışverişi yapılmıştır.
Bunlarla birlikte, 26/12/2004 tarihli ve 25682 sayılı Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren GEMİLERDEN ATIK ALINMASI VE ATIKLARIN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ’ ne uyan ve uygulayan, bölgedeki tek lisanlı işletme olan Marmaris Liman İşletmeciliği A.Ş., 21/11/2005 yılında aldığı bu ATIK KABUL LİSANS TESİSİ BELGESİ’NE göre; gemilerin normal faaliyetlerinden kaynaklanan atıkların alınması, depolanması ve bertaraf tesislerine taşınması ile ilgili işlemleri titizlikle yürütmektedir.
Bütün bu bilimsel verilere ve değerlendirmelere dayanarak verilen olumlu görüşlerini ve “ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ OLUMLUDUR” raporunu hala tanımamak veya inkar ederek başka subjektif görüşleri beyan etmek; hem bilimi, hem de yasaları reddetmek şeklinde değerlendirilmektedir.”
“BM DÜNYA TURİZM ÖRGÜTÜ ( 01/12 /08) AÇIKLAMASI : "Turizm çöküşte, sektör önlemler almalı. Akdeniz Gemileri 2008 de 128 adet ve 127 525 yatak gelecek 3 yılda beklenen 139 adet gemi 162 000 yatak. Kruvaziyer sektörü, krize paralel düşüş yaşamayan tek turizm dalı.
Kruvaziyer Gemi ile Seyahat Eden Yolcu Profili:
Ortalama yılda 93000 $ veya daha fazla para kazanan, %69 dan fazlası üniversite mezunu. Yılda 2 ya da daha fazla tatile çıkan, Diğer turistlere oranla en az %50 daha fazla para harcayan, Uğradıkları her limanda 100 Euro veya daha fazla para harcayan. Kruvaziyer Turizmi %7,4 ile büyüyen Dünyanın en hızlı büyüyen sektörlerinden biri.
Diğer Ülkeler Neler yapıyor?
İtalya - Yep yeni bir liman olan Savona limanı açıldı. İtalya- Mevcut Roma limanın yükünü hafifletmek için kurulan Civitavecchi limanına 7 tane yeni rıhtım yapılması için çalışmalar başladı.
İspanya - 2011 yılına kadar İspanya limanlarını yenilemek için 360 milyon € harcamak için bütçe yaptı. İspanya - Valencia, 2009 yılına kadar 3 yeni rıhtım yapılması, İspanya - Malaga, 11.2 milyon € harcyarak 2 yeni rıhtım yapıldı. Avrupa'nın en yeni gemilerinden “Navigator of the Seas” ve “Brilliance of the Seas” gemilerinin ana limanı oldular. İlk senelerinde %15 kişi artışı yaşamışlardır.
Fransa - 2003 yılınca yenilenen Marsilya limanı 2008 itibariyle 540,000 yolcu ağırlamıştır. 2009 yılında yeniden rıhtımlar eklenecek olan limanda 2015 yılına kadar 1,000,000 yolcunun ziyaret edileceği öngörülmektedir. Fransa- Monte Carlo, 2003 yilinda yeni rihtimini yapan liman 200,000 fazla yeni yolcu kazanmistir.
Güney Kıbrıs - 1,5 miyar € harcanarak yapılacak olan Larnaca limanı Doğu Akdenizin en büyük limanı olacaktır. Limasol limanı’na yeni terminal açılması konusunda da hukuki süreç tamamlanmıştır.
Arjantin - Amerika ve Avrupadaki yoğun talepten dolayı Buenos Aires limanı genişletilmesi ve renovasyon projesi 2008 itibariyle bitirildi. Projeye tam olarak 158 milyon dolar harcandı.
Baltık Denizi’ne kıyısı olan ve çevreye en duyarlı olan ülkeler yeni limanlar yapmaya başladı. Bu ülkelere yapılan Kruvaziyer Turizmi potansiyeli ve sezonun gün sayısı Akdeniz kıyılarının yarısına bile eşit değildir.
Avustralya - Cairns limanı 7.4 milyon dolar harcanarak genişletiliyor. Bu yenilemenin tamamı idari merciler tarafından karşılanacak. 2009 yılında bitecek terminal sayesinde liman, “ana liman” olma ozelliği de taşiyacak olup, 18 yıl içinde gelen gemi sayısında % 63 artış öngörülmektedir.
Singapur -Yeni liman projeleri, yapılan rıhtım eklemeleri ile kalmamakta, bunların yanlarına, konferans merkezleri , sosyal tesisler, süper-yat marinaları gibi artı değerler eklenmesi de çok popüler bir alternatif olarak limanların karşısına çıkmaktadır. Singapur Hükümeti bu kapsamda 1 Milyar Dolarlık bir yatırımı limanına yapmayı planlamaktadır.
Panama Kanalı - Bizler burada limanın genişletilmesine gerek var mı diye tartışaduralım, limanlar dışında kalan denizcilik sektörü için çok önemli bir yere sahip olan Panama Kanalı, yeni yapılan Kruvaziyer Gemilerinin geçişine olanak sağlamak için 15 metreden daha fazla genişletilecektir.
Not: Yeni yapılan Kruvaziyer gemilerinin % 54 ‘ü Panama Kanalı’nın genişliği olan 32.2 metreden daha geniştir.
Amerika - Los Angeles limanına 5 ila 7 yıl arasında sürecek alt yapı yatırımına başlanmıştır. Singapur'daki modele yakın olarak yapılacak yenilemede, yeni bir terminalin yanı sıra konferans merkezleri de yapılacaktır. Los Angeles limanı bugün itibariyle 2500 yeni iş olanağı yaratmıştır. Bunun Los Angeles ekonomisine yararı 280 milyon doları geçmiştir.
Yeni proje ile 1083 tane daha yeni iş olanağı ve 540,000 daha fazla turistin limanı ziyaret edeceği EKONOMİK MODELLER sayesinde öngörülmektedir.
Kuşadası, üçüncü rıhtımını yapmak için planlarını tamamlamıstır. Antalya Limanı, yenileme çalışmalarına başlamıstır. Yeni terminal 2010 yılında açılacaktır. İstanbul, 6 adet Kruvaziyer gemisinin yanaşabilmesi için 1 Milyar dolarlık projenin hayata geçirilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Çeşme Limanı 2009 yılında tamamlanacak olan yatırım projesiyle 1 yeni rıhtım daha kazanacak.
Yeni yapılan Kruvaziyer gemilerini ağırlayacak liman altyapıları yeterli olmadığı için yeni rıhtımlar yapılıyor. Her sene daha fazla kişi GEZİ yapıyor. Kruvaziyer Gemiler artık ‘Mass -Market Penetration’ metodu ile bu turizmin daha geniş tabanlara yayılması için çalışıyor.
Biz ise 9 Milyon USD harcamaya hazırız. Geri Nasıl geleceğini düşünmüyoruz. Memleketimizi düşünüyoruz.
Şu anda tersanelerde sipariş edilmiş 40 gemi var ve 4 yıl içinde inecekler. 1500 – 3500 Pax civarında. Talebi yılda 14 büyük gemi ancak karşılıyor.
ÇEVRE
Yolcu gemileri gerek deniz, gerek hava, gerekse karasal kirliliğe yol açmazlar. Her türlü katı, sıvı atık ve gaz salınımları ülkemizin de üyesi olduğu uluslararası kuruluşların hazırladıkları konvansiyonlarla belirlenen kurallara göre kontrol altında bertaraf edilmektedir. Tüm atık operasyonları gemilerde sadece bu konudan sorumlu bir zabit tarafından kontrol edilmekte ve yürütülmektedir. Bu konvansiyonlara üye ülkeler, kendi bayrakları altında seyir yapan gemilerin kurallarla belirlenen uygun personel ve donanımla donatılmalarını sağlarlar. Aynı şekilde, kendi karasularına giren diğer ülke bayraklarını taşıyan gemileri de personel ve donanım açısından kontrol ederek çevresel kirliliğin önlenmesini sağlarlar. Çevre duyarlılığı konusunda en katı kuralları uygulayan Hawaii, Alaska, Baltık Kıyısı Ülkeleri ve Avustralya dahi donanımlarının yeterli olmasından dolayı yolcu gemilerinin kıyılarını ziyaret etmelerine karşı değildirler.
Gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesi amacıyla oluşturulan Marpol Kuralları her türlü yolcu ve yük gemisini kapsamaktadır. Uluslararası denizcilik örgütü’ne (IMO) üye tüm ülkeler gerek kendi bayraklarını taşıyan gemilerin, gerekse kendi karasularına giren diğer taraf devletlerin bayraklarını taşıyan gemilerin bu kurallara uygun olarak yönetildiğini denetleme yetkisini ve uyumsuzluk durumunda da seferden men edebilme hakkını haizdirler.
MARPOL Sözleşmesi; gemilerin işletiminden ya da kaza ile meydana gelebilecek deniz kirlenmesinin önlenmesi amacıyla Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından yapılan bir Uluslararası Sözleşmedir. MARPOL sözleşmesinde belirtilen uluslararası kurallar Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilmiştir. Bu Sözleşme “1978 Protokolü ile değiştirilen 1973 Gemilerden Oluşan kirlenmenin önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi” ya da kısaca MARPOL 73/78 olarak bilinir.
Gemilerden oluşan kirlenmeyi kapsayan kurallar Sözleşmenin altı ekinde gruplaştırılmıştır.1997 yılında hava kirlenmesinin önlenmesi protokolü revize edilerek kabul edilmiştir. Bu Ekler aşağıdaki konuları kapsar:
Petrolden oluşan Kirlenmenin Önlenmesi için Kurallar, Dökme Zehirli Sıvı Maddelerden oluşan Kirlenmenin kontrolü için Kurallar, Paketlenmiş olarak taşınan Zehirli Sıvı Maddelerden oluşan Kirlenmenin kontrolü için Kurallar, Gemi Pis Sularından oluşan Kirlenmenin kontrolü için Kurallar, Gemilerden atılan Çöplerden Kirlenmenin Önlenmesi için Kurallar ve Gemi Baca Gazlarından Kirlenmenin Önlenmesi için Kurallar.” (AjansSevgi)








