Marmaris Bülten
MARMARİS TE CANLI MÜZİK
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
HOŞ GELDİN 2010
HOŞ GELDİN 2010

               Yüce Planda “Eski / Yeni” diye bir şey yok; süreklilik var.  Yaz yazlığını, kış kışlığını yapıyor. İnsanların verdiği kararlarla ne yeni eski, ne de eski yeni oluyor.  Yeni yıl geldi diye ne güneş Batı’dan doğuyor ne de erik ağaçları çiçeğe duruyor.  Kaldı ki çok sevdiğim bir tanımla “İki soluk arası” olan kısacık ömrümüzden 365 günün daha azalmış olmasına bunca sevinme nedendir? Anlayamıyorum!.

Hıristiyanlar Noel kutlamasını asırlardır kış mevsiminde ve kar yağışının yoğun olduğu Aralık ayında yaparlar. Keza ülkemizde de miladi takvim kullandığımız için dünyamız güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saati tamamladığında yeni yıl başlamış oluyor. Buradaki önemli nokta, bu takvimin İsa Mesih’in doğuşunu başlangıç olarak kabul etmesi ve ülkemizde 31 Aralık’ta başlayan yılbaşı kutlama kültürünün yerleşip yaygınlaşmasıdır. Noel’in yılbaşının, bayramların ve sayısız kutlama günlerinin başlama ve bitiş  tarihleri insanların seçimidir, Yüce Planın değil.  Yüce Plan,  “İnsancıklar artık Noel Babadan da, Pinokyo burunlu kardan adamdan da bıkmış olabilirler.  Bu sene bir değişiklik yapıp yılbaşında hava sıcaklığını  25-30 dereceye çıkarayım. Millet yeni yıla sahillerde güneşlenerek, sörf yaparak girsin” gibi bir değişiklik yapmaz.  Ya da “Müslüman kullarım bana ibadet için 30 - 40 derecede aç-susuz oruç tutuyorlar diyerek,  Ramazan Ağustos ayına denk geldiğinde kar yağdırayım” demez.  Sürekliliği içinde kendi planını uygular. Bu plana, doğaya insan eliyle yapılan her müdahaleyi de misliyle cezalandırır.

İnsanların sihirli bir değnek dokunacak ve her şey değişecekmiş gibi yeni yıl beklentisi ve coşkusuna girmeleri tamamen psikolojik bir durumdur. Üzüntü, sıkıntı, hastalık, işsizlik, parasızlık, sevgisizlik, kan, gözyaşı ne varsa hepsinin eski yılda kalacağına inanmaları ve yeni yıla, yeni temiz bir sayfa açarak başlayacaklarını hayal etmeleridir. Kapitalist sistem insanları bir taraftan yeni kavramıyla modern Pollyanna’lara dönüştürürken, diğer taraftan da tüketici yapmaya teşvik etmektedir. Nasıl ki   “Anneler Günü”, “Babalar Günü”, “Sevgililer Günü”…gibi isimler altında insanları tüketim toplumu haline getirdi ise, yeni kavramıyla da Noellerde, Yılbaşı kutlaması yapan ülkelerde insanlara alışveriş çılgınlığı yaşatıp ticareti hareketlendirmektedir.

Aç gözünü yılbaşı, yum gözünü yılsonu. Hava kirliliği, ses kirliliği, haber kirliliği o kadar yoğun ki, ne olayların içine girilebiliyor, ne de dışında kalınıyor.  Değil yıl, gün içinde değişen gündemi takip etmek bile mümkün değil.  Gerçeklerden uzak, çarpıtılmış, beyin yıkayıcı görsel ve yazılı basının bombardımanı altında tutulan insanların,  bir konuya yoğunlaşıp araştırması ve sağlıklı ve doğru karar vermesi gün geçtikçe zorlaşıyor.

Geçen sene bu tarihlerde  “YENİ YILDA ESKİ HEDİYELER” başlığı ile bir yazı yazmıştım. Yazımın üstünden bir sene geçmiş, daha dün gibi.  Bu satırları yazarken kendimi tekrarlıyormuşum hissine kapıldım.  O yazımda, Türkiye’nin yeni yılın yeni gününe uyandığında, kucaklarında PKK’dan Kıbrıs sorununa, sözde Ermeni soykırımından Ergenekon’a, AB üyeliğinden ekonomik krize, Eğitim ve Sağlık sorunlarından Küresel ısınmaya, Alevi Sünni, Türk Kürt sorundan sübyancı, tecavüzcü ve kadına şiddet sorununa,  yerel seçimlerden çarşafa,  işten çıkarılmalardan işsizliğe kadar eski yıldan yeni yıla devreden hediye paketlerini bulacaklarını yazmıştım. (http://www.yukselerdogru.com/2008/12/yeni-yilda-eski-hediyeler/). Yazdıklarımın eksiği olup,  fazlası olmadığını zaman gösterdi. 

 Koskoca bir yıl geçti; bu sorunlardan tek bir tanesi bile çözüme ulaşmadı.  Tam tersine yeni ilavelerle boyutları büyüdü, genişledi.  Özellikle gündeme getirten ve getirenlerin bildiği ve fakat Türk milletinin bilmediği Kürt açılımı / demokratik saçılımı ile olaylar içinden çıkılmaz sorunlar yumağı haline getirildi.

 Mevcut hükümet kendilerini iş başına getiren dış güçlerin, artık onları gözden çıkardığını, onlara ihtiyacı kalmadığını hissettikçe, ülkenin dört bir yanına benzin dökülüp ateşe veriyor. Aylar yıllar oldu neden içeride yattığını, neden ölüme terk edildiğini bilmeyen aydınlardan dağdaki teröristi seyyar mahkemelerde aklayıp, davul-zurna ile karşılarken, bilim adamlarından, askerlerden utanmıyorNe Allah’tan korkuyorlar, ne şehitlerden ve şehit analarından utanıyorlar!..

  Bu yangın nasıl söndürülecek? Bilmiyorum. Sus aklım sus!  Benim kimden ne eksiğim var? Ben de Pollyanna olacağım. Ommm..  Ommm!.. Yapanlardan, başaranlardan benim ne eksiğim var? Ommm.. Ommm.. Dış dünyadan kopuyorum; içime yöneliyorum. Omm.. Ommm.. Her şey benim içimde, ruhumda gizli.  Ommm.. Ommm!.. Yükseliyorum.. Boyut değiştiriyorum..Pozitif enerji yüklüyüm.  Yeni yılda her şey daha güzel olacak. Hayır da şer de Allah’tan gelir.  Ommm!… Ommm!,,  Allah’ın mutlaka bir bildiği vardır.  Bugün yaşanan olumsuzluklar ders çıkarmamız içindir ve sonuçta  mutlaka ülkemizin hayrınadır.  Ommm…  Ommm! - Başaramadım.  Konsantre olamadım.  Sorgulayan aklımı susturamadım.  Üzgünüm, başarıp hayata pembe gözlükle bakabilenlere ne mutlu!..

2010 Yılının yurtta ve cihanda barışın, kardeşliğin, sevginin ve birliğin olacağı sağlıklı, mutlu, huzurlu ve sevgi dolu bir yıl olmasını diliyorum.

Yeni yılınız kutlu olsun.

Yüksel Erdoğru / Marmaris

30 Aralık 2009

HOŞ GELDİN 2010
tarih Tarih: 04.01.2010, 02:20 okunma Okunma: 1956
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales