Marmaris Bülten
MARMARİS TE CANLI MÜZİK
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
GÜÇLÜ ORDU GÜÇLÜ TÜRKİYE
GÜÇLÜ  ORDU  GÜÇLÜ TÜRKİYE

GÜÇLÜ  ORDU  GÜÇLÜ TÜRKİYE   

Kurtuluş  Savaşı, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının başlattıkları  bağımsızlık mücadelesine, Türk milletinin genç-yaşlı, kadın erkek hep birlikte tek bilek ve tek yürek olarak katıldıkları  ve zaferle sonuçlandırdıkları bir destandır. Kurtuluş savaşı’nın son evresi 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’de Büyük Taarruz ile başlamış ve 9 Eylül 1922’de İzmir’in Yunan işgalinden kurtarılmasıyla sonuçlanmıştır. 

Ulu Önder Atatürk, Kahraman Türk Ordusu ile birlikte, harp tarihine altın harflerle yazılacak Büyük Taarruz sonunda düşman ordularını denize dökerek ulusal bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıkmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline ilk harcı koymuştur.  

Bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıkışımızın 87. yıldönümünü  kutladığımız Zafer Bayramımız, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri Günüdür. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1920 tarihinde TBMM’nin açılışı ile milli egemenliğe dayalı  bir devlet kurmuştu.  Ama Türk ulusunun dünya ulusları arasında hak ettiği yeri alması ve çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkabilmesi için, Siyasal, Toplumsal, Hukuksal, Eğitim ve kültür ve Ekonomi alanlarında, halkın gücüyle ve gücünü halktan alarak bir seri devrimler yaptı. Ülkenin yönetim şeklinin “Cumhuriyet” ; egemenliğin ise kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğunun ilanı, Atatürk’ün siyasi devrimlerinden en önemlisidir.  Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, kuşkusuz Atatürk’ün hem ebedi hem de en büyük eseridir.  

Türk Silahlı  Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti devletini içten ve dıştan gelebilecek olan tehditlere, tehlikelere karşı savunmakla görevli silahlı devlet kuvvetidir. Yaptırım gücünü Anayasa’dan alır ve rejimi koruma ve kollamakla da görevlidir. Türk Silahlı Kuvvetleri bu görevini yapmak adına belli dönemlerde sivil idareye müdahalelerde bulunmuştur. Bu müdahaleleri yapan ordumuz, bazı dönemlerde ilerici bir mahiyet gösterirken, bazı dönemlerde de gerici hareketlerde bulunmuştur.  Mesela 27 Mayıs 1960 devrimini yapan ordu, 12 Mart ve 12 Eylül 1980 darbesini yapan ordusundan daha ilericidir.  Keza 28 Şubat kararlarını aldıran ordu da kendinden önceki iki dönemin ordusundan daha ilerici olarak yorumlanmaktadır.   

Türkiye’nin gücünün, güçlü  ordusundan, ordusunun gücünün ise, güçlü  Türkiye’den kaynaklandığı bilinmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarihin hiçbir döneminde bu iktidar döneminde olduğu kadar günlük siyasetin içine çekilmemiş ve yıpratılmamıştır. Türk askerinin başına çuval geçirilmesinden tutun da, ağır silahlarla ve yaklaşık 6 aylık mühimmatla yüz bin Mehmetçiği Irak’a götürmeyi başaran ordumuzu, Amerika’nın emri ile hedefine ulaşmadan geri dönmek zorunda bırakılması en iç acıtıcı örneklerdir. Amaç Türk ordusunu milletin gözünde küçük düşürmek, ona olan saygı, sevgi ve güveni yok etmektir. Son günlerdeki bir albayı hedef göstererek sözde darbe planı ele geçirmiş gibi yapılması ise, gündem saptırmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.  Bir yandan emperyalistler, bir yandan da içerideki işbirlikçileri el-ele vermiş ülkeyi parçalayıp, bölüp, yok etmeye çalışıyorlar.  Şu anda iç düşmanlar, dış düşmanlardan daha tehlikeli hale gelmiştir. Vatanımızı işgal etmiş yağmalamaktadırlar.  Devletin içine sızmış, örümcek ağı gibi her tarafı sarmış vatan topraklarını peşkeş çekmektedirler. Kürt açılımı denilen ve içeriğinin tam olarak ne olduğu hala bilinmeyen dayatma ise, emperyalistlerin BOP projesini adım adım hayata geçirmelerinden başka bir şey değildir. 

Açlık sınırında yaşayan, bebeğinin karnını doyurmak için mama alamayan adam, marketten mama çalarken yakalandığında hapislerde çürürken,  30 bin bebeğin katili olan APO denilen şerefsizin İmralı’da saltanat sürmesi karşısında insanlar akıl tutulmaları yaşamaktadır.   Adam katil.  Adam senin topraklarına göz dikmiş. Adam senin ülkende mahkum.  Hadi o, emperyalistlerin uşağı, dış güçlerin maşası, koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümetine yol haritası çizmeye kalkışıyor. Adam mahkum; ama İstanbul’daki büyük otellerden birinde basın açıklaması yapıp, yol haritasını dünyaya duyuracağım diyor. Ve hükümet de açıklama yapmak için, onun yol haritası çizmesini ve isteklerini dünyaya duyurmasını bekliyor. Adalet bakanlığı özel gemi kiralayıp avukatlarının bu adamın yanına gidip gelmesini sağlıyor. Hapishaneler köyüne dönüştürülen Türkiye’de, hangi emekli komutana, hangi ilim ve bilim adamına, hangi akademisyene, hangi aydına bu olanaklar sağlanıyor?   Şerefsiz cani, hükümetin tavizlerinden cesaret alıp, “Kürt açılımı konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri diretir ve karşı tavır alırsa yıpranır ve darmadağan olur” deme küstahlığında bulunabiliyor. Ve anında Türk milletinin dört gözle beklediği ordumuzun balyoz gibi yanıtı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un ağzından dünyaya duyuruluyor:

“Anayasa'nın değiştirilmesi teklif bile edilemez olan 3'üncü maddesinde ifade edildiği gibi "Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir." Türk Silahlı Kuvvetleri, ATATÜRK tarafından bizlere emanet edilen ve Anayasa'nın 3'üncü maddesinde de belirtildiği şekilde; Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir.”  İfadesi ile,

Türk Ordusu Kurtuluş  Savaşında, Büyük Taarruz’da, son ferdinin kanının son damlası akmadan yurdunu düşmana teslim etmeyeceğini dünyaya nasıl gösterdi ise,  hamuru vatan aşkı ve bağımsızlık tutkusuyla mayalanmış Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hiçbir güç karşısında boyun eğmeyeceği güç ve kararlığında olduğunu dosta, düşmana ilan ediyor. 
 

Yüksel Erdoğru  30 Ağustos 2009 

http://www.yukselerdogru.com

GÜÇLÜ  ORDU  GÜÇLÜ TÜRKİYE
tarih Tarih: 30.08.2009, 21:18 okunma Okunma: 1488
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales