Marmaris Bülten
MARMARİS TE CANLI MÜZİK
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
FLAMENKO RÜZGARI KADIKÖY'DE DİNMEYECEK
FLAMENKO RÜZGARI KADIKÖY'DE DİNMEYECEK

FLAMENKO RÜZGARI

KADIKÖY’DE DİNMEYECEK

Kadıköy Kültür Sanat Derneği'nin, “ Büyük Kulüp Konserleri” kapsamında düzenlediği konserler ile Flamenko müziği ve dansını Kadıköylüler’e sevdiren Flamenco İstanbul Derneği artık Kadıköy’de.

Flamenko sanatıyla ilgili müzisyenleri, dansçıları ve flamenko sevenleri bir araya getirmek amacıyla, 7 Nisan 2008’de İstanbul’da  kurulan Flamenco İstanbul Derneği, Kadıköy’e taşındı.

Derneğin Sanat Yönetmeni Tuncay Soyaltın yaptığı açıklamada; “Caddebostan Sahil Lions Kulübü’ne üye olduğumda, kurucu başkanımız Ln. Nesibe Müsevitoğlu ile tanıştım, derneğimiz ve çalışmalarımızı kendisine anlattığımda heyecan duydu. Kadıköy Kültür Sanat Derneğinin Büyük Kulüp Konserleri kapsamında konser vermemizi istedi. Verdiğimiz konserler Kadıköylüler tarafından büyük ilgi gördü. Bu beğeni derneğimizi Kadıköy'e taşımamıza neden oldu.” dedi.

Flamenco İstanbul Derneği her yaş ve meslek grubundan, dansa ve müziğe gönül vermiş insanların yoğun talep ve arayışlarıyla, Flamenko Müziği’ni paylaşmak, geliştirmek ve doğru aktarabilme fikrinden aldıkları cesaret ile kurulmuş.

Tuncay Soyaltın “Çalışmalarımız içerisinde flamenkonun özünde olan, yaşandığı andaki hisleri doğru aktarabilmek ve öğrencilerin müziğe daha rahat uyumununun sağlanabilmesi için gerekliliğine inandığımız canlı müzik ortamında; gitar ve cante eşliğinde, dersler verilmesi yer almaktadır. Derneğimizce, öğrenci ve üyelerimizin, İspanya’daki müzisyenlerle buluşturulması, birebir çalışmalarına ortam yaratabilmesi için belirli dönemlerde kültür ve eğitim gezileri düzenleyerek ve yine aynı organizasyon kapsamında İspanya’dan, bu sanatı hayatının bir parçası edinmiş gitaristler, dansçı ve cantaorların derneğimize davet edilip, öğrencilerimiz ve üyelerimizle kültür etkileşimi içerisinde aynı havayı soluması amaçlanmaktadır.

Günümüzde flamenkonun sadece gitar, sadece dans veya şarkıdan oluştuğu düşüncesi, flamenkonun yapısındaki birliktelik ve eğlence kültürünün eksik yaşanmasına neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki bu üç öğe bir bütündür ve bu sanatın olmazsa olmazlarıdır. Flamenco İstanbul Derneği bu düşünceden yola çıkarak Flamenko ruhunun özünde olduğu gibi birliktelik içerisinde yaşanabilmesi için, kendine düşen görevin de farkında olup, Flamenko Kültürünü sevenleriyle paylaşabilmeyi arzu etmektedir.”dedi.

Halis Kurtça Kültür Merkezi'nde  13 Mayıs 2009 akşamı bir konser veren dernek burada da büyük ilgi gördü. Bir sonraki  konserlerini Barış Manço Kültrü Merkezi'nde  19 Haziran 2009'da gerçekleştirilecek olan Flamenco İstanbul Derneği’nin , dernek merkezinde yapacağı çalışmalar ; Flamenko dans ve gitar eğitimi, İspanyolca kursu ve dayanışma organizasyonları. (AjansSevgi/ Marmaris)

 

FLAMENKO NEDİR?

Flamenko, Güney İspanya'nın Endülüs (Andalucia) bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış, bir müzik ve dans türüdür ve Güney İspanya'nın kendi folklorik müziğiyle çingenelerin yaratmış oldukları müziğin kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır.

Flamenko, coğrafik olarak evine çok bağlı da olsa, ne bütün Endülüs folk müzik ve dansları flamenkodur, ne de bütün flamenko sanatçıları Endülüs'lüdür denilebilir.

            Bu toprakların tarihine bir göz atarsak: Cadiz (Kadiz) Avrupa'nın en eski yerleşimi olarak bilinmektedir. M.Ö. 1100'de Fenikeliler "Cadir" dedikleri Kadiz şehrini kurdular. Burada günümüz İspanya'sında halen canlandırılan danslara benzer dans tavırları ilk kez Fenikeliler tarafından sergilendi. M.Ö. 550'de Eski Yunanlılar Güney İspanya'yı kontrolleri altına aldılar. İspanya M.Ö. 201'den M.S. 206'ya kadar Roma İmparatorluğunun bir parçası olmuştur. 711 yılında ise Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler, Cebelitarık Boğazı'ndan İspanya'yı işgal ettiler. Yaklaşık 700 yıl burada hakimiyet kurdular. Arap kültürü İspanya'yı çok büyük boyutlarda etkiledi. Müslümanlar buraya, şiir, şarkı ve müzikal enstrümanları da getirdiler. Ayrıca, İspanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. İspanyol müziği ve Flamenko’da önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi arapça isimleri vardır. Aslında "zambras" terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isimdir. Günümüzde halen Kanada'daki çingeneler festivallerine "zambras" demektedirler...

1492'de İspanya tekrar Hıristiyan hakimiyetine girdi.

Günümüze ulaşan kayıtlara göre 1447 senesinde çingeneler İspanya'da görülmeye başladılar. Aynı dönem içinde kuzeyden nüfuz ederek Barcelona'ya, oradan da sonraki yüzyıllar içerisinde İspanya'ya yayıldılar. Sekizinci- dokuzuncu yüzyılda Hindistan'dan göç etmeye başlayan bu esmer tenli insanlar usta metal işçileriydi ve kendi müzik ve dans kültürlerine sahiptiler. Çingenelerin getirdikleri kültürle, Endülüs kültürünün kaynaşmasıyla flamenko biçimlenmeye başlamıştır. Flamenko sadece Güney İspanya'ya (Andalucia) aittir. Dünyanın diğer yerlerindeki çingenelerin kültürlerinde flamenkoyu çağrıştıran ögeler yoktur. (İspanyol Flamenkosu’nu temel alarak kendi özgün müziklerini geliştiren Güney Fransa çingeneleri hariç).18. yüzyıla gelindiğinde şu iki unsurun Endülüs müziğini etkilediğini görüyoruz: 1700'lerden beri İspanyolların Afrika'yı yoğun bir şekilde keşfetmeye başlamaları ve Sevilla şehrinin İspanyol yarımadasının en büyük köle marketi haline gelmesi. (Bugün halen Andalucia'da yaşayan ve kökenleri o günlere dayanan zenci aileler vardır ve zenci müziğinin Endülüs müziği üzerinde mutlaka ki bir etkisi olmuştur).

İkinci olarak da İspanyolların Amerika'nın keşfinde oynadıkları roldür. Güney Amerika'da oluşan Latin Amerika Müziği, 19. yüzyılda geri gelen İspanyollarla Endülüs'e taşındı ve bu bölgenin müziğinde daha belirgin bir hal aldı. 1700'lerde gitar 6 telli oldu. 1800 senesinde ise kaynaklara göre, çingenelerin yaptığı 24 çeşit dans vardı. Bunların çoğu bugün yokolmuştur ve Fandangos ve Sevillianas gibi çingene tarzı taşımayan danslar dışında hiçbiri bu günkü bilinen çingene dansında belirli bir şekilde yer almamaktadır. O dönemki gezginlerin söylediklerine göreyse, dansçılar ayaklarını dans ederken kullanmaz, sadece kalça, vücudun üst kısmı ve kollarını hareket ettirirlermiş.

Flamenkonun altın çağı 1840'lı yıllardan itibaren başladı ve flamenko dansının doğasını etkileyen değişiklikler yaşandı. Şarkıya ve dansa daha çok önem verilmeye başlandı. Bilinen ilk "cafe cante" yani flamenko gece kulübü 1842 yılında Sevilla'da açıldı."Cafe Cantante" olarak bilinen bu dönem için, bu günkü flamenkonun başlangıcıdır demek hiç de yalan olmaz. 1910 senesi flamenkonun altın çağının ve Cafe Cantantanelerin sonu olarak bilinir.1921'den sonra yavaş yavaş klasik bale figürleri flamenko dansına girmeye başladı. Yavaş yavaş kadınlar pantalon giyip ayaklarını kullanmaya başladılar. Böylece flamenko yeni bir tarz kazanmış oldu.

1936'da başlayan iç savaş, birçok sanatçının ülkeyi terketmesine sebep oldu. Ancak bu durum flamenkonun dünyaya açılmasını da sağladı. Carmen Amaya ve ailesi Güney Amerika'ya giderek orada büyük başarı kazandılar. Carlos Montaya bir dans şirketi ile Amerika'ya gitti ve New York'ta kaldı. Vincente Escudero Paris'e, oradan da Amerika'ya gitti. Roman Montaya Paris, Londra, İsviçre ve Buenos Aires (Arjantin)'de gitar resitalleri verdi.

1940'ların sonunda flamenkonun onlarca yıl önce başlayan tiyatro ve opera serüveni önemini yitirmeye başladı ve 1950'lerde de son buldu.

Flamenko, 1960'lardan itibaren rönesansını yaşamaya başladı. İspanya'da eski şarkıların çoğunu gelecek nesillere aktarmak için kayıtlar yapıldı. Entellektüel "aficionados"lar ise flamenkonun tarihini araştıran ve türlerini analiz eden kitaplar yazmaya başladılar. 1958'de Jeres de la Fontera'da kurulan "Catedra de Flamencologia", flamenkoyu korumayı ve bu konuda çalışmalar yapmayı amaçladı.” (Kaynak: Nesibe Müsevitoğlu)

FLAMENKO RÜZGARI KADIKÖY'DE DİNMEYECEK
tarih Tarih: 17.05.2009, 00:16 okunma Okunma: 1955
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales