Marmaris Bülten
MARMARİS TE CANLI MÜZİK
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
BİR TÜRK GÖZÜYLE AVRUPA'DA KADIN ERKEK...
BİR TÜRK GÖZÜYLE AVRUPA'DA KADIN ERKEK...

BİR TÜRK GÖZÜYLE AVRUPA’DA KADIN ERKEK

Avrupa’da hayat başkadır ve herkes gerçekten de kendinden sorumludur. Kimse başkasının kararına ve hayatına engel olmaz, olmayı da istemez. Çünkü engel olmak sorumluluk getiriyor, kimsede kimsenin sorumluluğunu üstlenmez burada.
            Bir erkek hayatından ne kadar kendisi sorumluysa, bir kadında aynıdır. Hiç birbirinden ayrıştırılmazlar. Bir kadın evini, işini, aşını ve hatta yapacağı çocuk sayısını bile kendisi bilir, karar verir ya da hiç bir şey yapmamaya da. Bir erkekle hayatını birleştirmeye karar verirken, önce düşünür, “Ben bu erkeğe ne verebilirim, neler getirir bana bu beraberlik?” der.
Kadın; kadın olduğu için onurlandırılmaz burada, erkekte erkek olduğunun sırrına eremez. Burada bir kadın; onunla hayatını nasıl paylaşacağını, beraber kaldığı sürece maddi ve manevi bu hayati ne kadar kaldıracağını düşünür. Çünkü hayatından kendisi sorumludur, bu sorumluluğun içinde; evin kirası, arabasının vergisi, beraber yaşayacağı kişinin geliri, aynı zamanda da bu beraberliği yasarken ne kadar sorumluluğu üzerine alacağını da göz önüne getirir ve öyle karar verir.

Arkasında ailesi, kardeşleri ve akrabaları yoktur, kendi başına hayatın içine öylece bırakılır ve tecrübe ederek öğrenir hayatı. Bu toplumun erkeği de kadını da kendini iş hayatına verir. Özel hayatları yok denecek kadar azdır. Çünkü her ikisi de, hayatının mücadelesini veriyordur. Beraber yaşadığı erkeğin ona evlenme teklif etmesi, onu onurlandırır. Çünkü erkekler, sorumluluk korkusundan ötürüdür evliliği göze alamaz ve kadınla işine geldiği süre içinde beraber olur. Yoksa alır başını gider. Kadın da bunun bilincindedir. Aynı şekilde; kadında her erkeği hayatına kabul etmez. Hayatına alacağı kişi, onun ihtiyacına, beklentilerine gerçekten cevap vermelidir, vermiyor ya da veremiyorsa da kadın, arkasına dönüp bakmaz. Acısında ve yokluğunda dayanacağı kimse bulamaz yanında. Çünkü hayat onundur ve gerçekten de o yaşar bu hayatı. Akşam gezmeleri burada TV karşısında bir bira içmekle geçiştirilir, kime gidilecekse o saatte... Hafta sonu oldu mu, ya da genelde çalıştıkları için boş günlerinde ne yapacaklarını bilemezler, evini ziyaret edeceği veya evine çağıracağı kimsesi yoktur burada. Yapaylıklarla gününü doldurmaya çalışır.
                 Burada herkesin hesabı vardır hesabında parası da arabası da olur, parasını da kendi harcar. İstediğini alır kendine, çünkü çalışmış ve hak etmiştir. Aldıklarını gösterecek kimsesi yoktur evinde, çünkü o hayatı kendisi için yaşamaktadır.Bu yüzdende Avrupa’da ve Avrupa insanında estetik diye bir şey, söz konusu olmaz ve yoktur da. Çünkü onlar hayata planlanmıştır, yaşamaya değil.
                  Kadın genelde iş hayatına uygun kıyafetler alır kendine, aldıkları da çalışmasına müsait olmalıdır.. Estetiğe önem veren kıyafetler işine engel olur ve hayatini kendi sorumluğundan çıkarmak ve boyunduruk altına girmekle tehdit eder onu. Dış görünüşüne önem vermek zorundadır, çünkü hayatında neyi, nasıl karşılayacağı hiç belli olmaz. Her an işe çağırıp bugünde çalış diyebilirler. Ödemesi gereken bir faturası olduğundan dışarıya gitmek zorunda kalabilir ya da evinde tuzu bitmişse tuz almaya gidecek olabilir. Çünkü hayatından kendisi sorumludur.

Dinlemek için tınıları olan bir müziği ya da ve gerçekten yüreğine işleyecek bir melodisi yoktur. Öyle bir müzik koyarlar ki önüne, kalp ritimlerini bile bilmiyordur bunu yazan. Lirik, akıcılık ve şan derslerinden haberi olmamıştır yazanın çünkü hayatını sürdürmek için çalışmak ve kazanmak zorundadır. Hayatından kendisi sorumlu ya!..
                   Binayı yapan usta - mimar da aynı öyle, “Bu ev güneşi nerden daha iyi alır?”, alış verişi çok yaparlarsa nereye istiflerler, çocukları olunca nerde yatarlar veya misafirleri gelir burada oturanın diye düşünemez. Çünkü hayatını devam ettirmek için, paraya ve işe ihtiyacı vardır.
                Boş günlerinde kendi başına kalıp dinlenmesi gerekir, en ufak bir şeyi bile düşünmekten hali, mecali yoktur birini kabul etmeye. Yükünü de kimseye atamaz, kendisi sorumludur bu hayattan. Paylaşmaya da kalkamaz çünkü karşıdaki de aynı durumdadır.
                  
Hayatının zamanı ise, ödemelerine, akşam evine geldiğinde TV`sine, arada bir birasına, konuşacak biri varsa telefonuyla ve de arada çıktığı iş  yemekleriyle, doğum günü kutlamalarıyla ve de en çokta bilinen, yılda bir sefer yapacağı izniyle kısıtlıdır. Onunda doyasıya tadını çıkarmak ve her yönden yaşamak için gayret eder. Hayatının akışı onu öyle bir sallar ki bir yıla kadar gözünü açacak bile zaman ayıramaz kendine...
                    Ben ve benim gibilerde bu yaşam mücadelesi içinde yosun tutmamak ve akıp giderken arada bir estetiği yakalayabilmek ve az bir sürede olsa hayatından sorumlu olduğunu unutmak içinde, böyle döktürürler...

                              Gülperi Şimşek - Dortmund / ALMANYA 

                     
                      
 
BİR TÜRK GÖZÜYLE AVRUPA'DA KADIN ERKEK...
tarih Tarih: 27.07.2008, 20:08 okunma Okunma: 2413
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales