Marmaris Bülten
MARMARİSTE DATÇA'DA AKYAKA'DA DALYAN'DA NEREYE GİDİLİR NEREDE KALINIR
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
BİR GARİP ZİNDAN SİLİVRİ
BİR GARİP ZİNDAN SİLİVRİ

                  Canımdan can kopuyor sanki,/ Yine ihanet ediyor karanlıklar./ Ah babam, sen söyle!/ Hep böyle zor muydu yalnızlıklar?..

                    
Öncelikle belirtmeliyim ki, iki hafta boyunca sizlerden uzak kalmak benim için pek de kolay bir durum değildi.
                    
Her gündem değiştiğinde kaleme sarılmadan durmayı başarmak, sadece Silivri zindanlarında gördüklerime yoğunlaşıp diğer konulardan soyutlanmaya çalışmak inanın çok zordu.
                 
Bu zaman zarfında, aklımda onlarca Silivri yazısı şekillendi. İlk önce gördüğüm saçmalıkları madde madde sizlere aktarmayı düşündüm. Daha sonra yapılan savunmalardan parçalar yayınlamayı ya da oradaki askerlerimize uygulanan psikolojik baskılardan dem vurmayı plânladım. Ancak evime dönüp kalemi elime aldığımda bunların hepsinin ne denli boş olacağını anladım.
               
Birçok yazar Silivri zindanlarında yaşananları akademik bir dille sizlere sunmaya çalışıyor, çarşaf çarşaf iddianame ve savunma dosyaları havada uçuşuyordu zaten.
               
Benim yapmam gereken, her zamanki gibi duyguları anlatmak olmalıydı. Neredeyse 70 yaşındaki bir annenin oğlunu birkaç saniye görebilmek için nasıl demirlere tırmanmaya çalıştığını, çok güçlü görünen bir kadının duruşma salonundan çıktıktan sonra omuzlarının nasıl çöktüğünü ya da babasız uyuyacak bir evlâdın kaç yaşında olursa olsun nasıl canının yandığını aktarmalıydım.
                
Silivri’de canından can kopan insanlar vardı. Yalan yanlış iddialarla suçlanan, beyazın gerçekten beyaz olduğunu ispat etmeye çalışan insanlar…
                
Davaların özeti buydu aslında. Birileri beyazın siyah olduğunu iddia ediyor, askerlerimizden de bunun beyaz olduğunu ispat etmeleri bekleniyordu. Bu akla mantığa uyabilir miydi? Beyaz beyazdı siyahsa siyah! Bunu söyleyene ‘Eee o zaman da gözlerinin gördüğünü ispat et!’ demek, saçmalığın hangi kategorisine uyardı?..
               
Hiçbir sonucu olmayan, amacı sadece askerlerimizi tutsak etmek olan bir dava daha sona erdikten sonra Silivri’de kurulan özgürlük çadırlarına geçtim.
                
Dışarıdan bakıldığında normal görünsem de, aklım tam bir un çuvalına dönmüştü. Kalbim hangi duygularla baş etmesi gerektiğine bir türlü karar veremiyordu.
                   
Buz gibi çadırlarda küçücük bir soba insanların umutlarını ısıtmaya çalışıyordu. Sobaya yaklaştıkça bedeniniz yanıyor, uzaklaştıkça kemiklerinize kadar üşüyordunuz. Umudu gereken uzaklıkta tutmadıkça acı çekiyordunuz.
               
Çadırlarda bekleyen insanların hikâyeleri ayrı bir yazı konusu olabilecek kadar uzundu aslında ama tek bir kelimeyle anlatmam gerekirse, vatanı düşmandan korurcasına nöbet tutan şerefli neferler gördüm orada.
               
Bana göre çoğunun yaşı bu nöbeti tutmaya elverişli değildi, ancak onlar hiçbir zorluğa pabuç bırakmayacak kadar inançla yapıyorlardı görevlerini.
             
(Gençlere çağrımdır: Havalar gittikçe soğuyor ve bu günlerde çadırdakilerin sizlere her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var!)
                 
İşte böyle dostlar! Bir kitaba sığacak günleri, tek bir yazıda özetlemeye çalıştım. Silivri’de acı var, Silivri’de ölüm var ama en önemlisi, Silivri’de onlara arkasını dönmüş bu halka kırgınlık var. Sizden ricam şerefli vatanseverlerimizi yalnız bırakmamanız, ‘ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ gibi saçma sözlere kapılmamanız, gerçekleri gidip kendi gözlerinizle görmeniz ve şerefli Vatanseverlere desteğinizi esirgememeniz.
                  
İnanın değişen Türkiye’de onlara ihtiyacımız çok daha fazla. Yarın geç olmadan, güneş karanlıkla kaplanmadan, umut daha fazla yok olmadan, Silivri hepimizi yutmadan!..
         
                                    Bige Aksoy - Gökçeada

Marmaris'ten dünyaya İŞ DÜNYASI REHBERİ 
 ayrıntılar için lütfen linke tıklayınız.
http://www.marmarisbulten.com/Haberler/is_Dunyasi_Rehberi/

BİR GARİP ZİNDAN SİLİVRİ
tarih Tarih: 17.12.2011, 11:33 okunma Okunma: 1590
Yorumlar
Degerli arkadasim oncelikle gidip,gorup,yazdigin bu guzel yazin icin tesekkurler..cesur yuregine saglik...cook uzaklarda olmama ragmen,asagi yukari tahmin ettigim tablo gozumde canlandi okurken...evet dedigin gibi cok gec olmadan...karanlikta bogulmadan...insallah derin uykumuzdan uyaniriz...Sevgiler Bige...
Tarih: 17.12.2011 - 10:39 | Gönderen: Nur niemela - Idaho / USA
Benim için çok özel bir gündü, bunca değerli insanı aynı anda bulmak öyle kolay olmuyor. Hepinize sevgilerimle.
5 Aralık 2011, 17:23 · Beğen...
Bige Hanım;
Yukarıdaki Alıntı, Bu Yazıyı Kaleme Aldığınız Silivri Ziyaretinizin Fotoğraflarından Bir Tanesine Yapmış Olduğunuz Kendi Yorumunuzdan Alıntıdır..
Tarihe Bakınız..05/Aralık/2011.. Ve Yaklaşık 10 Gün Sonra Bu Yazınız Çeşitli Yerlerde ve Burada Yayımlandı..Bakınız Aynı Tarihte Amerika'dan Bir Hanım Duygularını Belirtirken.. Bizim Duyarsızlığımız Karşısında Adeta Kahroluyorum..
Ben Oradaki Çoşkuyu, Duyguyu Eğer Sizlerle Yaşasaydım,Yada Diğer Yazar Arkadaşlarla Yaşasaydım.. İnanın Her Yazının Altına Duygularımı Olabildiğince Yansıtırdım.. Bu Kadar Beklememin,Bir Nedeni, O Coşkuyu Yaşayanların Duygularını, Fikirlerini, İsteklerini Yansıtmalarını Beklemek Oldu..Orada Bulunamayan Benim Neler Belirtmem Gerekebilirki ?? Orada Bulunanların ''Sus''tuğu Ortamda, Bir Siz Yazmışsınız.. Bir de,Amerikadan Bir Hanım Arkadaşımız Yazmış.. Sorum Şu;
Bu Yazıya Bir Teşekkür Yazısı Öncelikli Olarak,Daha Çok Orda Hiçbir Yakını Olmayan, Ama Ortak Acımız, Milli Davamız Diye Düşünen O Hanım Arkadaş'a ve Banamı Düşer ?? Orada Temsil Ettiğiniz İçerideki Ortak Acılarımızın Olduğu Yakınlarına mı Düşer ?? Bu Sorunun Cevabını Duymak Bile İstemiyorum Artık..
Düşünmek İstemiyorum Çünkü, Bugün Artık O ''Sus''maların Neticesinde Emekli Genelkurmay Başkanımız, İlker Başbuğ'da Oraya Gönderildi..
Demek ki Herşey Göstermelik..Herkes Korkmuş..Yorumumu Yine Yazınızdan Alıntı İle Noktalıyorum..
''Yarın geç olmadan, Güneş karanlıkla kaplanmadan, umut daha fazla yok olmadan, Silivri hepimizi yutmadan!''
Artık Güneş'ten Bahsedilmesin..
Değerli,Cesaretli Yazınız İçin Yürekten Kutluyorum..
Saygılar...

Tarih: 10.01.2012 - 19:54 | Gönderen: Kemal.Istim
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales