Marmaris Bülten
Yeşil Marmaris Lines Marmaris Cruise Port MareNostrum
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
ADİL YARGILANMA HAKKI SİYASET KURBANI!..
ADİL YARGILANMA HAKKI SİYASET KURBANI!..

ADİL YARGILANMA HAKKI

SİYASET KURBANI!..
 

Ata Sevgi / Marmaris

Ergenekon Soruşturmaları’na bir tepki de Muğla Barosu’ndan Geldi. Muğla Barosu Başkanı Avukat Mustafa İlker Gürkan bugün ( 13 Ocak 2009) yaptığı yazılı açıklamada, Ergenekon adıyla yürütülen operasyonun, yürürlükteki hukukun bütün temel normlarına aykırı gerçekleştirildiğine dikkat çekerek;” Hiç kimsenin suç işleme imtiyazı yoktur!... Gördük ki yargının, üniversitelerin ve silahlı kuvvetlerin en tepe noktalarındakiler hakkında da soruşturma yapılabilir. Yapılabilmelidir de… Ancak; yasama dokunulmazlığı zırhı arkasındaki siyasetçiler içinde bu kural geçerli olmalıdır. “Deniz Feneri Davası” ile haksız eylemleri tescil edilmiş olanlar içinde bu kural geçerli olmalıdır.” dedi.

Gürkan ayrıca, “Toplumsal yaşantımızı etkileyen olayların yoğunluk gösterdiği bir dönemden geçiyoruz. Üyelerimiz ve kamuoyundan ise özellikle “Ergenekon operasyonu” konusunda Baromuzun görüş bildirmesi ile ilgili istemler var.

Öncelikle ;  Biz bu konunun hukuksal boyutları ile ilgiliyiz.

İkincisi    : Günlük siyaset ne denli “ateşli bir hal” alırsa alsın biz günlük siyasetle özellikle “partiler boyutuyla” konuşmayız.

Üçüncüsü : Anayasal çerçeveye sonuna kadar bağlıyız ve bizim varlık nedenimiz olarak gördüğümüz bu ilkelerden hiçbir taviz vermeyiz, ki bu çerçeve “İnsan haklarına saygılı Atatürk ilkelerine bağlı ulusal, demokratik laik sosyal hukuk devleti idealidir.” Bunlarla açıkca, somut ve ağır biçimde çelişen tutum ve davranış kimden yada nereden gelirse gelsin siyasal nitelikte de olsa  bizi daima karşısında bulacaktır.

Soğuk savaş dönemi geride kaldı, “küreselleşme” evresinde sistem yeni ve derin bir krize daha girdi. Kapitalist Emperyalizm krizlerden savaşlarla ve diktatörlüklerle çıkar. Tarihte aksini gösteren hiçbir örnek yoktur.

Yok Afganistan’dı, yok Irak’dı, yok Gazze idi diyerek, Türkiye’yi  bu çatışma bölgelerine asker göndermeye yöneltmek, ülkemizi savaşların içine çekme çabasıdır.,

Bir yandan polis devleti yöntemleriyle, kitleler üzerinde ölçüsüz güç kullanımı, diğer yandan toplumsal muhalefet üzerinde provakatif operasyonlar, el koyulan medya ile desteklenen korku imparatorluğu yaratma girişimleri, özgürlük, demokrasi ve sivillik  çığlıkları ardında Anayasa hukukumuzun ve Anayasamızın en temel ilkelerinin tartışmaya açılması, tarihinin zirvesine çıkan bölücülük, Cumhuriyetin ekonomik mirasının yağmalanması ve  kleptokrasi iktidarının kurulması…

Çiğnenen hukuk CMK ile sınırlı değildir. Çiğnenen milletin hukukudur. Görüyoruz ki Anti-Kemalist karşıdevrim yolunda pervasızca ilerliyor. Ancak bilinmelidir ki “Türk milleti zekidir. Türk Milleti çalışkandır”  Teo-Faşist diktatörlük özlemleri başarıya ulaşamayacaktır.

Bu kısa açıklamadan sonra Ergenekon operasyonuna ilişkin görüşlerimizi sunuyoruz.

Bu soruşturma çevresinde birçok olay oluştuğu gibi bizzat bu operasyon başka birçok şeye daha işaret etmektedir.

            Ergenekon soruşturması ucu açık operasyon dalgaları halinde yürüyor. Her soruşturma bir davaya hizmet eder. Ucu açık soruşturma olmaz, olamaz. Olursa… Hele bu ülke çapında bir soruşturma olursa, bir davaya değil daha çok  “korku devleti” yaratmaya hizmet eder.

Güç kullanmak münhasıran “Hukuk Devletinin” tekelindedir. Hiçbir çeteleşmeye izin verilemez..Çetelere karşı onurla , cesaretle ve özveri ile mücadele eden Savcılarımızı ve kolluk güçlerimizi biz yıllardır övgü ile destekliyoruz  Hiç kimsenin suç işleme imtiyazı yoktur!... Gördük ki yargının, üniversitelerin ve silahlı kuvvetlerin en tepe noktalarındakiler hakkında da soruşturma yapılabilir. Yapılabilmelidir de… Ancak; yasama dokunulmazlığı zırhı arkasındaki siyasetçiler içinde bu kural geçerli olmalıdır. “Deniz Feneri davası” ile haksız eylemleri tescil edilmiş olanlar içinde bu kural geçerli olmalıdır.

            Ne var ki; Ergenekon adıyla yürütülen operasyon, yürürlükteki hukukumuzun bütün temel normlarına aykırı olarak gerçekleştiriliyor. Soruşturma CMK md.251’e aykırı olarak görevlendirilmiş savcı tarafından, bizzat değil, özünde polis tarafından yürütülüyor. Anayasa Madde 19 yok sayılıyor.. CMK 90, 145 v.d hükümlerine aykırı olarak toplumsal muhalefetin en saygın isimleri yakalanıp gözaltına alınıyor.  CMK 141’e aykırı olarak yılı aşan soruşturmalar ve süren tutuklamalarla  “makul süre de yargılanma hakkı” açıkça çiğneniyor. CMK madde 134’e aykırı olarak bilgisayarlardan yapılan yedeklemeler istedikleri halde şüphelilere verilmiyor. Anayasamızın 36.  maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde yer alan “adil yargılanma hakkı” tümüyle “yargı üzerinden yürütülen siyaset’e kurban” ediliyor. Kanuna aykırı olduğu Yargıtay kararıyla kesinleşmiş bir yöntemle sınırsız ve süresiz, üstelik herkese karşı uygulanabilen “teknik takip/iletişimin dinlenmesi”  yapılıyor. Adalet Bakanı bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gitmiyor. Jandarmaya karşı gidiyor. MİT ve Polis’e karşı gitmiyor. CMK md 141 e aykırı olarak soruşturma büyük gösteriler ve adeta “shov” biçiminde yürütülüyor. Tutuklamalar, aramalar ve hatta kazılar medya eşliğinde yapılıyor. ”Soruşturmanın gizliliği” hiçe sayılıyor. Bu yolla TV kameraları ve gazete manşetleri ile topluma suçlu olarak gösterilen kişilerin “lekelenmeme hakkı” ağır biçimde tecavüze uğruyor. Neden?..

Çete çökertiyoruz diyerek toplumsal muhalefeti susturmaya kalkmak kabul edilemez. Bombalar, silahlar, eski suçlular gürültüsü içinde hukuku çiğnemek, o çökertilen çetelerin geçmişte yaptığının aynısını yapmaktır.

Üstelik Ortadoğu haritası yeniden çizilmek istenirken TC nin kuruluş felsefesini benimseyen aydınları… Bu felsefeye sadık kalmış en üst düzey emekli yöneticileri ve askerleri.. Hatta MGK Genel sekreterini yani Cumhuriyetin “kara kutusunu” bile.. Bir takım eski suçlulara yamamak suretiyle göz altına almaya kalkarsanız… Yargı üzerinden siyaset ve hatta sivil darbe ya da “intikam operasyonu “ yapılıyor diyenlere karşı ne açıklama yapacaksınız? 

Yargı işleyecektir. Adaletin değirmeni ağır işler ama tane bırakmaz. Adalet, sorunları kendi içinde çözer. Ancak adaletin içine hukuka aykırılıklar sokarsanız, bu; “yargıya müdahalenin”, “damıtılmış” biçimi olur. Hukuka aykırılıklara son verilmelidir.

Hukuka aykırılıkları dile getirenlere karşı uygulanan suçlama sindirme çabalarından vazgeçilmelidir. Özellikle YAR-SAV’a karşı daha özenli davranılması gerektiğini belirtmeliyiz. Sayın Eminağaoğlu’nun açıklamaları pür hukuksal niteliktedir.

 Yargıç ve Savcılar adına; örgütlerinin konuşması, desteklenmesi gereken bir gelişmedir. Bütün dünyada yargıçlar konuşmaz, onların örgütleri konuşur. Türkiye’de de konuşmalıdırlar.. Konuşuyorlar… Hukukun hakkını savunuyorlar.” dedi. (AjansSevgi)

                                                                                             
ADİL YARGILANMA HAKKI SİYASET KURBANI!..
tarih Tarih: 13.01.2009, 21:49 okunma Okunma: 432
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales