YUNUS POLİS EKİPLERİ GÖREVE H...
YOKSA HEDEF 2070' LER Mİ?
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI İÇİN SEVG...
ANNELER EĞİTİM İÇİN ÇALIŞTILA...
BUSE ÇIKTI DOKUZA İNMEZ SEKİZ...
MARMARİS İSKELESİ ŞENLENDİ
MARMARİS 2010’U SABIRSI...
ANADOLU'NUN ÖZEL ÇOCUKLARI AC...
MARMARİS İŞ DÜNYASI ve KAMU K...
EFELİKLERİNİ İLK DÜĞÜNLERİNDE...
YANLIŞ HESAP BU KEZ KADIKÖY...
ETEM ÇALIŞKAN O BİR ATATÜRK S...
ZOR OYUNU BOZDU BJK’NİN...
MARMARİS 90.YILDA DA SAVAŞTAN...
MARMARİS TARSUS ADANA VE TÜRK...
MARMARİS GİAD YENİ BAŞKANI ÇO...
MARMARİS BALEVİ MART 2012...
HEPİMİZİN ÇOCUKLARI İÇİN SEVG...
VE MARMARİS YENİ TANSAŞ AÇILD...
MARMARİS’İN MASKOTU DOĞUM GÜN...
Muğla Barosu Marmaris Temsilcisi Öndersev, ” Adalet Bakanlığı bütçesinin yetersizliği, her gün yeniden kendini gösteriyor. Bakanlık bütçesinin görüşülmesi aşamasında CMUK ücretlerinin ne kadar ciddi bir kalem olduğunu anlatabilmemiz için ne yapmamız lazım?
Muğla Barosu Başkanı Gürkan,” Baromuz HSYK’ na, YARSAV’a kısaca Yargı Camiasına her zaman sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir. Yargıdan daha uzlaşmacı tavır içinde olması isteniyor. Adalet uzlaşmaz!..
Ata Sevgi / Cihan Altut
Yeni adli yıl Marmaris ve Muğla’da bugün (7 Eylül 2009) düzenlenen törenlerle başladı. Marmaris’teki törende Marmaris Cumhuriyet Başsavcısı Türkay Türkler, Muğla Barosu Marmaris İlçe Temsilcisi Avukat Meral Öndersev, hakimler, savcılar ve avukatlar, Atatürk Anıtı’na çelenk koydular.
Baro Temsilcisi Avukat Meral Öndersev yaptığı konuşmada; “ Sorun eğitimle başlıyor. Hukukun üstünlüğü ve hukuk devletinin kalıcı, nitelikli ve kapsamlı gerçekleşmesinin ilk adımı "Hukuk eğitimidir". Ülkemizde hukuk eğitimi olağanüstü bir gerilemeye uğramıştır ve bu erozyon hızla devam etmektedir. Türkiye Barolar Birliği eliyle çok sıkı denetimler getirmek istiyoruz. Siyasetçilerden bu çabalarımıza popülist yaklaşımlarla engel olmamasını, yüksek yargı organlarından mesleğin gerçeklerini gözeterek, kararlar vermesini diliyoruz. Sorunlarımız arasında, CMUK ve ücretleri başta gelmektedir. Sayın Başsavcımızın gayretleri için kendilerine teşekkür ederiz. Ne yazık ki Savcılarımızın iyi niyetli çabaları da çoğu zaman sonuç alamıyor. Adalet Bakanlığı bütçesinin yetersizliği, her gün yeniden kendini gösteriyor. Bakanlık bütçesinin görüşülmesi aşamasında CMUK ücretlerinin ne kadar ciddi bir kalem olduğunu anlatabilmemiz için ne yapmamız lazım? Buyurun Muğla'ya bakın. Bir idare Mahkemesi var, ikincisi de var, vergi mahkemesi de var ama açılamıyor. Tayin yapılamıyor. Kadro gönderilemiyor. Neden? Bina yok! Bir yıldır herkes uğraşıyor, bir bina bulamıyoruz. Dava dosyalarının sayısı her yıl artıyor. Üstelik dosyaların %70'i îmar ve ecrimisil dosyaları. Soruyoruz!.. Muğla'nın sahibi yok mudur? Ne yapalım?
Türkiye'de açılan ceza davalarında %55'in üzerinde beraat var. Japonya!da %2. Yargılamada sürüyor 2 yıl... Yazık.. Yurttaşın "lekelenmeme hakkına" Yazık, "Mahkemenin artan iş yüküne."
Örgütlü suçların soruşturmalarında "kısıtlama" istisna mıdır kural mıdır?.. Birbirine karışmış durumda. Ama Muğla ili Ceza Mahkemelerimiz için övünerek ve sevinçle söyleyebiliriz ki; Tutuklama yargılaması ile esas yargılamasının farklı şeyler olduğu uygulamaya da yansımaktadır. Bu modern gelişme Muğla için bir övünç kaynağıdır.
Bizim mesleğimiz savunmadır. Biz sahip çıkmayız "hakları savunuruz" ama yargı camiası söz konusu olunca da sahip çıkarız. Yargı bir bütündür. Sav - Savunma - Hüküm bir bedenin farklı organları gibidir. Biz yargıç ve savcılarımıza sahip çıkarken kendimize sahip çıkıyoruz. Baromuz HSYK ya YARSAV'a kısaca Yargı Camiasına her zaman sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir.
Adalet Mülkün Temelidir. Yargıçlar Milletin Mülkünün temelini emanet ettiği evlatlarıdır. HSYK ve yargıçlar üzerinde haksız dayanaksız ve insafsızca oyunlar oynanıyor, baskılar uygulanıyor. Yalanla, çarpıtmayla, saptırmayla Türkiye'nin en temiz camiası zan altına sokulmak isteniyor. Sorumlularını Türk Ulusuna şikayet ediyoruz.” dedi.
Muğla Barosu Başkanı Avukat Mustafa İlker Gürkan’da yaptığı basın açıklamasında; Sorun eğitimle başlıyor. Hukukun üstünlüğü ve hukuk devletinin kalıcı, nitelikli ve kapsamlı gerçekleşmesinin ilk adımı “Hukuk eğitimidir”. Ülkemizde hukuk eğitimi olağanüstü bir gerilemeye uğramıştır ve bu erozyon hızla devam etmektedir. 56 hukuk fakültesi 25.000 hukuk öğrencisi her yıl 6000 öğrenci alınıyor 5000 mezun veriliyor. Bu insanlarımız iş olanakları arıyorlar. Ve en kolay yol olan avukatlığı seçiyorlar. Gerçek budur!... Hukuk eğitiminin süresi, eğitim kadrolarının saptanması, ders programlarının düzenlenmesi konularında “Savunmanın” denetimi ve katkısının mutlaka sağlanmasını istiyoruz. Avukatlık mesleğine giriş; “stajı göstermelik - sınavı kalkmış” bir ortamda adeta belli bir sürenin geçmesi bu sürede belli saat ders'e gelmekle sınırlı gibidir. TBB eli ile çok sıkı denetimler getirmek istiyoruz. Siyasetçilerden bu çabalarımıza popülist yaklaşımlarla engel olmamasını, yüksek yargı organlarından mesleğin gerçeklerini gözeterek kararlar vermesini diliyoruz.Adalet Bakanlığı bütçesinin yetersizliği her gün yeniden kendini gösteriyor. Bakanlık bütçesinin görüşülmesi aşamasında CMUK ücretlerinin ne kadar ciddi bir kalem olduğunu anlatabilmemiz için ne yapmamız lazım? Soruyorum! Adalet Diyanetin yarısı kadar bile önemli değil midir?
İdare Mahkemesi Başkanını iş yükü nedeniyle hasta ettik. Hastaneye kaldırılacak kadar. Avukatlar idari dava almak istemiyorlar. Hem vatandaş hem idare. İdare Mahkemesinde davalar bitmiyor diye şikayet ediyor. Öte yandan her gece saat 23 – 24’lere kadar İdare Mahkemesinin ışıkları yanıyor! Soruyoruz!.. Muğla'nın sahibi yok mudur? Sokaklara mı çıkalım? Açlık grevimi yapalım? Boş Kamu binalarını işgal edip “de facto” mahkeme binası mı ilan edelim?. Yoksa İdare Mahkemesinin kapısına kilit mi asalım? Muğla'mız, Sevgili memleketimiz... Aile Mahkemesi yok, İş Mahkemesi yok, Ticaret Mahkemesi yok, Fikri ve sınai haklar Mahkemesi yok!Ama yaşama standartları bakımından birinci ilimiz. Vergi Parametrelerinde Bütçeden “
Bir başka sorun özellikle Hukuk Yargılamasında görülüyor: “Mahkeme ara kararları “ sorunudur. Yaşam o kadar çeşitlenmiştir ki; Tedbirler ve ara kararlar alanında elbette yeknesaklık ilkesi uygulanamaz. Uygulanmaması da doğrudur. Ancak ölçütler koymak bakımından bir mahkemeler arası uyuma ihtiyaç var. Yargıtay denetimi olmadığı için bu alanda ortak ölçütlerde oluşabilmiş değil. Sorun bu boyutuyla bütün Türkiye'de artık gündem oluşturmuş bulunuyor. İstanbul Barosunun öncülüğünde bir ara kararları bankası oluşturulmaktadır. Kimi durumlarda ara kararların özellikle tedbir kararlarının verilmesi ya da verilmemesi, sonucu doğrudan etkilemekte ya da amacını aşan sonuçlar yaratmaktadır. Aile Mahkemesi kapsamındaki işlerde. Cesur, yeni ve mağdurun zorlanmadan sağlayacağı türden kararlar verilmelidir. Örneğin : X iş yerinde çalışan kişi hakkında “aleyhe nafaka” kararı vermekle yetinilmemeli. ”Derhal çalıştığı iş yerine müzekkere yazılarak maaşından şu kadar liranın tedbir nafakası olarak kesilip Ziraat bankası şubesine davacı filancanın hesabına yatırılmasına” diyerek karar verilmesinin doğru olacağını düşünüyorum.
Ülkemizin Yargı ile ilgili güncel sorunları üzerinde de durmak istiyoruz.Bizim mesleğimiz savunmadır. Biz sahip çıkmayız “hakları savunuruz” ama Yargı camiası söz konusu olunca sahip çıkarız.Yargı bir bütündür. Sav – Savunma - Hüküm bir bedenin farklı organları gibiyiz. Biz yargıç ve savcılarımıza sahip çıkarken kendimize sahip çıkıyoruz. Baromuz HSYK na YARSAV’a kısaca Yargı Camiasına her zaman sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir.Yargıdan daha uzlaşmacı tavır içinde olması isteniyor. Adalet uzlaşmaz.. Taraflar uzlaşır. Siyaset uzlaşır... Adalet ise hükmünü verir. Adalet: Burada bir haksızlık var ama ben “hak ve nısfetle” değil başka türlü karar vereceğim diyemez. HSYK ve yargıçlar üzerinde haksız dayanaksız ve insafsızca oyunlar oynanıyor, baskılar uygulanıyor. Yargıç ve savcılara zulüm ediliyor. Yalanla, çarpıtmayla, saptırmayla Türkiye'nin en temiz camiası zan altına sokulmak isteniyor. Sorumlularını Türk Ulusuna şikayet ediyorum. Bir dava kullanılarak TSK ne karşı “psikolojik savaş” yürütülüyor. Türk Ordusu Türk Ulusunun özüdür. Bu çirkin savaşın sorumlularını Türk Ulusuna şikayet ediyorum.Hukuk üzerinden siyaset yapmak isteyenler çok olmuştur. Yargıyı siyasete alet etmek isteyenlerin yeni projesi “yargı reformu” adı altında yargıyı siyasete bağımlı hale getirmektir. Meclisin çıkardığı yasaları denetleyen Mahkeme olarak, Anayasa Mahkemesi üyelerinin Yasama tarafından seçilmesi Anayasal Yargıyı, Yasamaya bağımlı kılar. HSYK üyelerinin yasama tarafından seçilmesi ise bütün yargının yasamaya bağlı hale gelmesine yol açar. Açıktır ki, Yasama organı olarak Meclis maalesef bir tek partinin etki alanına girebiliyor. Partilerdeki lider sultası ise herkesin bildiği bir gerçek Yargıyı yasama belirlesin demek yargıyı bir liderin iki dudağı arasına teslim etmek demek olacaktır. Asla kabul edilemez.” dedi. (AjansSevgi / Marmaris)








