Marmaris Bülten
MARMARİS TE CANLI MÜZİK
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
70'lerin başı 2009'un sonu
70'lerin başı 2009'un sonu
70'lerin başı 2009'un sonu
 
Yetmişlerin başı. 
Sokak terörü var o zamanlar.
Ekmek almaya bile çıkamıyorsun.
Aile bireylerinin en ufağını seçip bakkala yolluyorsun ekmek alsın diye.

Dikkat ediyorsun ki yaşı en fazla 12 olsun

Daha büyüğüne, malum siyasi görüş, saç şekline bakarak infaz.

He adam, bıçağını ekmek keserken evde unuttuysa veyahut o gün fazla adam öldürüp kurşunları tükettiyse temiz bir sopa ile kurtulur evin oğlanı. 

 

Seksenlerin başı.

Çocuk aynı çocuk.

Huzursuzluk eskisi kadar olmasa da üniversitelerde itiş kakış tamgaz devam.

Üniversite terörü var o zamanlar.

Çocuğunu üniversiteye yollamaktan korkuyorsun.

Liseye kadar okutuyorsun.

Ailenin beş çocuğu varsa sadece birini üniversiteye yolluyorsun.

Çocuk akıllıysa sağ sol virajlara sapmadan okuluna gidiyor.

Dayaksız, kansız bir okul bitirip paşa paşa askere gidiyor.

  

Seksenlerin sonu.

Çocuk yine aynı çocuk.

Doğu terörü var o zamanlar.

Ne kadar milliyetçi olursan ol evlat işte, korkuyorsun asker ocağına yollamaya,

Hele bir de doğuya çıkarsa tayini o gelene kadar uyku uyumuyorsun.

Oğlan askerde.

Hafta da bir ödemeli arıyor seni.

Beş dakika hasret giderip kapatıyorsun telefonu.

Diğer haftayı iple çekiyorsun oğlunun her şeyden tatlı sesini duyarak her şeyden güzel yüzünü hayal edebil diye.

Sesini duyamadan komutanı geliyor eve.

Kapı çalıyor ve film kopuyor. 

2 dakikada geçip gidiyor doksanların başı, doksanların sonu, iki binlerin başı.

20 yıl su gibi...

Aralarda sadece tek bir sahne görünüyor.

Her yıl şehit mezarlığında, oğlunun mezarı başında ellerinle kumları sıka sıka ağlıyorsun, toprağa vura vura bağırıyorsun.

İçini döküyorsun evladına.

Bir bir anlatıyorsun silah arkadaşlarının kanını yerde bırakmadığını.

Kimi zaman mezarlığa gidecek otobüs parası bulamasan da oğlundan kalan üç kuruşluk şehit maaşından hep iki biletlik para ayırıyorsun.

 
İki binlerin sonu.
20 yıl sonra ilk defa gidemiyorsun ölüm yıldönümünde mezara.
' Açılım terörü var' o zamanlar. 

Utanıyorsun.

Ne anlatacaksın ona.

Oğlum, sen öldükten 20 yıl sonra çok şeyler değişti.

Biz devletten 200’er lira şehit maaşı alırken, seni vuran PKK’lıya ‘Açılım’ kapsamında iş bulundu.

Biz hala o tavanı akan evde yağmurlu gecelerde yerlere naylon serip yatarken, devlet seni vuran PKK’lı için 20 küsur şehirde lüks site inşa ettirdi.

Oğlum hatırlar mısın bir vosvosumuz vardı. Hala duruyor evlat. Çok da iyi durumda olmasa seni vuran PKK’lının bindiği açılım hediyesi ‘0’ araçtan daha bir şerefle kullanıyorum.

Büyük gazetelerin yazarları Kandil’e çıktı oğlum, ‘Yılanla’ konuştular, seni vursun diye PKK’lıya emir veren yılan.

Barzani ve Talabani’nin eşleri ile altın günleri düzenliyoruz.

Apo için İmralı’ya bir gemi dolusu mahkum yolladık.

Okeye dördüncü bulmak için çok yorulmasın diye.

Hoş iki ay sonra çıkacakmış.

 İyi halden.
Bence konuşamazsınız, sadece susarsınız.

Mezarı başında tepinip durursunuz.

Anlatamazsınız onun ne uğruna öldüğünü.

Utanırsınız.

Mezar ziyaretlerinin sıklığı da azalır zamanla.

Devlet de unutur.

Daha sonra 10 Kasım unutulur, 23 Nisan, 19 Mayıs 30 Ağustos...

Akılda sadece o kalır;

Açılım tarihi...
                                         Deniz Kezer
                  Yenigün Gazetesi Yazarı / İzmir
70'lerin başı 2009'un sonu
tarih Tarih: 03.08.2009, 18:50 okunma Okunma: 1535
Yorumlar
Deniz arkadaşımın bu güzel anlaşılır yazısında geçen süreci canlı yaşayanlardan biriyim.....Özellikle 80 sonrası dünyaya gelen genç arkadaşlar, mutlaka okuyun....
Tarih: 00.00.0000 - 00:00 | Gönderen: Ata Sevgi
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales