Marmaris Bülten
İŞ DÜNYASI REHBERİ AKIN OPTİK MARMARİS DEVLET HASTANESİ GİRİŞİNDE Sardunya Restaurant Marmaris Selimiye
Your Voice Your Newspaper... From Marmaris to The World
2B NEDİR NE DEĞİLDİR?
2B NEDİR NE DEĞİLDİR?
2B NEDİR NE DEĞİLDİR? 
 
Ata Sevgi / Muğla                    

Muğla Barosu dün (2 Şubat 2009) yayımladığı bir basın açıklamasıyla; “Kamuoyunda 2B diye bilinen, Orman Arazilerinden çıkarılan yerlerle ilgili”, geçmişten bu güne  bir değerlendirme yaptı ve “5831 SAYILI YASANIN, 6831 SAYILI ve 3402 SAYILI YASALARDA YAPTIĞI DEĞİŞİKLİK  HUKUKA UYGUN DEĞİLDİR. “ dedi.

Muğla Barosu Başkanı Av. Mustafa İlker Gürkan ve Muğla Barosu Denetleme Kurulu Üyesi Av. Cafer Sezgin imzasıyla yayımlanan konuyla ilgili kaynak oluşturacak açıklamada: 

KONUSU       : 27.01.2009 TARİH, 27123 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYINLANAN “5831 SAYILI TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN”LA , 6831 SAYILI ORMAN YASASI ve 3402 SAYILI KADASTRO YASASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK  HAKKINDA,

 

           HUKUKSAL DEĞERLENDİRMELERİMİZ VE YORUMLARIMIZDIR.

 

1.BÖLÜM 

ANAYASAL VE YASAL SÜREÇ

Kamuoyunda “2B yasası” adıyla anılan 5831 sayılı yasa yürürlüğe girdi. Toplumun yakından ilgilendiği bu yasa ile ilgili; tam açıklık getirilmesi ve anlaşılır olması için, konunun Anayasal ve Yasal geçmişi hakkında kısa bir açıklama yapmada yarar vardır.

15.10.1961 tarihinde kabul edilen 1961 anayasasın 131.md. siyse, Devlet ormanları Anayasal güvenceye kavuşturulmuş ve Devlete, “orman sahalarını genişletmek için kanun koyma ve tedbir alma” görevi vermiştir. Aynı madde ile “orman sınırlarında hangi nedenle olursa olsun daraltma yapılamayacağı” hüküm altına alınmıştır.

Ne vaki ki, 17.04.1970 Tarih ve 1255 Sayılı Kanunla Anayasanın 131.maddesinin 5.fıkrası değiştirilerek, “Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybeden yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” hükmü getirilmiştir. Anayasanın 131.maddesinde yapılan değişikliğe uygun olarak

20.06.1973 tarihli 1744 Sayılı Yasayla, 6831 Sayılı Orman Yasasının 2.maddesi değiştirilmiş ve “15.10.1961 tarihinde önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybeden yerin orman sınırları dışına çıkarılması” hükmü getirilmiştir.  

Orman toprağına yapılan saldırı durmamış…

1982 Anayasasının 169.maddesiyle orman sınırları dışına çıkarılacak yerler için yeni bir tarih belirlenmiş ve “Orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybeden yerlerin orman sınırları dışına çıkarılması” hükmü getirilmiştir.

01.01.1984 tarihinde yürürlüğe gire 2896 Sayılı Kanunda 6831 sayılı Orman Kanunun 2.maddesi değiştirilmiş ve 2/A bendi ile “Orman olarak muhafazasında yarar olmayan yerlerin orman sınırları dışına çıkarılması”, 2/B bendiyle de “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybeden yerlerden, orman bütünlüğünü bozmayan, toprak ve su rejimine zarar vermeyen yerlerin orman sınırları dışına çıkarılması” hükmü getirilmiştir.

Bununla da yetinilmemiş: 1986 yılında yürürlüğe giren 3302 Sayılı Kanunla, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi değiştirilmiş ve “orman bütünlüğünü bozmayan, toprak ve su rejimine zarar vermeyen” kısmı Yasa metninden çıkarılmış ve…

2/B maddesi; “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybeden yerlerin sınırları dışına çıkarılması” şeklinde değiştirilmiştir. İşte “2 B” bu demektir. 

Bu Yasal düzenlemeye uygun şekilde 1974 yılından beri gerek 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasayla değişik 2.madde ve 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulamasıyla, çoğunlukla arazinin kıymetli olduğu sahil kesimlerinde, Devlet ormanlarından yaklaşık 2 milyon hektar saha orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 

ORMAN DIŞINA ÇIKARILAN YERLER NASIL DEĞERLENDİRİLECEKTİR?

Ancak; Orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşmiş yerlerin nasıl değerlendirileceği Anayasanın 170.maddesiyle hüküm altına alınmıştır. Buna göre; “Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.

Anayasanın 170.maddesi gereğince, 6831 Sayılı Yasanın 2.ve 2/B maddeleri uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi için Yasal düzenleme yapılmış ve 1983 yılında, 2924 Sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun” yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun 3.madde hükmü gereğince; “Orman sınırı dışına çıkarılan yerler, Orman Bakanlığının talebi üzerine Hazine adına tescil edilir. Bu yerler, bu Kanunun hükümleri uygulanmak kaydıyla Orman Bakanlığı emrine geçer.” Bu madde hükmüyle, orman sınırları dışına çıkarılan yerler, “orman köylülerinin kalkındırılması gayesine tahsisli mal” niteliği kazanarak ve 2924 Sayılı Yasa hükümlerine tabi olmak üzere Orman Bakanlığının emrine geçmiştir.

Keza, “orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin nasıl değerlendirileceği” hususu ise 2924 Sayılı Yasanın 11.maddesiyle hüküm altına alınmıştır. Bu madde hükmüne göre, “Orman sınırları dışına çıkarılan yerler, orman sınırları dışına çıkarıldıkları tarihteki fiili durumlarına göre ifraz edilerek, bu yerleri kullanan kişilere, rayiç bedelleri peşin veya on yıllık süre içinde ve eşit taksitle alınmak üzere, Orman Bakanlığınca satılır. Taksitle ödemelerdeki borçlanmalara, T.C. Ziraat Bankasının zirai kredilere uyguladığı yıllık faiz oranı uygulanır. 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre bu yerlerin kadastrosu öncelikle yapılır. Kadastro çalışmaları sırasında, fiili kullanım durumuna göre sınırlandırması ve Hazine adına tespit yapılacak bu yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. Kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tespit edilir. Yararlanacak kişilerin hak sahibi olabilmesi için, orman köyü nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmaları gerekir. 31.12.1981 tarihinden itibaren Orman köyü nüfusuna kayıtlı olanlar da hak sahibi sayılırlar.”

Yukarıda açıklanan Anayasal ve Yasal düzenlemelerin yürürlükte olduğu bir dönemde 27.01.2009 tarihinde 5831 Sayılı Yasa yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yasanın 6831 Sayılı Yasanın bazı maddelerini değiştiren hükümlerinin, mevcut Anayasa ve özel Yasa olan 2924 Sayılı Yasa karşısında tartışılması gerekir. 

 

2.BÖLÜM 

5831 SAYILI YASANIN, 6831 SAYILI ve 3402 SAYILI YASALARDA YAPTIĞI

DEĞİŞİKLİK  HUKUKA UYGUN DEĞİLDİR.

1- 5831 Sayılı Yasanın 2 maddesiyle 6831 sayılı Orman Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının sonuna; “Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonunca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır.” Hükmü eklenmiştir.

Keza, 5831 Sayılı Yasanın 9.maddesiyle 3402 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi; “Bu Kanuna göre yapılacak çalışmalardan önce 6831 sayılı Orman Kanununa göre başlanan orman kadastrosu, bu Kanunun 4 üncü maddesine göre sonuçlandırılır” şeklinde değiştirilmiştir.

6831 Sayılı Yasanın 7.maddesinin 1.cümle hükmüne göre, “Devlet ormanları ile hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların ve hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fennî hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” Keza, 3 fıkra hükmüyle de Orman kadastro Komisyonlarının Kanuni yapısı; “Orman kadastro komisyonları, Çevre ve Orman Bakanlığınca atanacak bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisinin başkanlığında, bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi veya bunların bulunmaması halinde orman teknikeri, bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisi veya bunların bulunmaması halinde ziraat teknisyeni, mahalli ziraat odalarınca bildirilecek bir temsilci ile beldelerde belediye encümenince, köylerde köy muhtarlığınca bildirilecek bir temsilci olmak üzere bir başkan ve dört üyeden teşekkül eder.” Şeklinde tanımlanmıştır.

Böylece, mevcut Yasal düzenlemeyle ormanların kadastrosunu yapma görevi, Kanunla “orman kadastro komisyonlarına verilmiştir.” Orman kadastrosu, ancak bu konuda uzman elemanlarca yapılacak bir işlemdir. Uzmanlık isteyen özel bir kadastrodur. Yasal düzenlemeyle, orman rejimi ve taşınmazların orman niteliği ile hukuksal durumunu tespit konusunda eğitimli ve uzmanlığı olmayan kadastro ekibine, orman kadastro görevinin verilmiş olması Anayasaya aykırıdır. Zira, 5831 Sayılı Yasanın 2.maddesiyle, “orman kadastrosu yapılmamış yerlerde ve başlanıp da tamamlanmamış yerlerde, orman kadastrosunu yapma görevi, 3402 Sayılı Yasanın 4.maddesine göre kadastro çalışası yapan kadastro ekiplerine verilmiştir.” Bu Yasal düzenlemeyle, orman sınırlarında daraltma yapılması kaçınılmazdır. Anayasanın 169.maddesinin Devlete verdiği Anayasal görev; “orman sınırlarının genişletilmesi yönünde kanun koymak ve tedbir almaktır.” Ayrıca, “ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete ve eyleme müsaade etmemektir.” 5831 Sayılı Yasayla getirilen bu değişiklik Anayasanın 169.maddesine aykırı bir yasal düzenlemedir. 

2- 5831 Sayılı Yasanın 3. Maddesiyle 6831 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin yedinci fıkrasında yapılan değişiklikle; “3402 sayılı Kadastro Kanununa göre kadastrosuna başlanan çalışma alanlarında evvelce kesinleşmiş olan orman haritalarının kontrolü sonucunda tespit edilecek hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü hataları 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre oluşan kadastro ekibince düzeltilir.” Hükmü yasaya eklenmiş ve Yasanın 4.madde hükmüyle 6831 sayılı Kanunun 45 inci madde 1.fıkra, 1.cümle hükmü; “Amme müesseselerine ait ormanların kadastrosu da bu Kanunun 7 nci maddesi hükümlerine göre yapılır” şeklinde değiştirilmiştir.

Gerek, orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş yerlerde hesap hatalarından kaynaklanan fenni hataların düzeltilmesi ve gerekse Belediye, İl Özel İdaresi ve Köy tüzel kişiliklerine ait Amme müesseselerine ait ormanların kadastrosu, orman kadastro konusunda uzman orman kadastro komisyonlarınca yapılması gerekirken, bu görevlerin 5831 Sayılı Yasayla 3402 Sayılı Yasanın 4.maddesine göre oluşan kadastro ekiplerine verilmesi, orman sınırlarında daraltma yapma yönünde kanun koymaktır. Bu nedenle de, yukarıda açıklanan nedenlerle, Anayasanın 169.maddesine aykırı bir Yasal düzenlemedir. 

3- 5831 Sayılı Yasanın 5.maddesiyle 6831 sayılı Kanuna eklenen 10.Ek Madde ile “Bu Kanunun; 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 2896 sayılı Kanun ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez” hükmü eklenmiştir.

Bu madde hükmü, “malumu beyandır.” Zira, Yüce Yargıtay kararlarıyla da istikrar bulduğu gibi; orman sınırları dışına çıkarılan yerler Anayasanın 170.madde hükmü gereğince “orman köylülerini kalkındırma gayesine tahsisli mal” niteliği kazanır. Keza, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine tabi olmak üzere Çevre ve Orman Bakanlığının emrine geçer. Böylece, orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşmiş yerlerin Kamu hizmetine tahsisli yerler olduğu açıktır. Bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap edilebilmesi için, öncelikli şart, 3402 Sayılı Yasanın 17.maddesinde belirtildiği gibi, “Kamu hizmetine tahsisli yer olmaması” gerekir. Orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşmiş yerler “orman köylülerini kalkındırma gayesine tahsisli mal” niteliği kazandığından, Kamu hizmetine tahsisli yerlerdir. Bu itibarla, mevcut Yasal düzenleme karşısında, orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşmiş yerler, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap edilemezler. Buna rağmen, aynı konuda daha açık ve anlaşılır bir yasal düzenleme olduğundan, bu düzenleme neden yapılmıştır? Çıkarma işleminin yapıldığı tarihten önce sağlanmış “kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği” varda buna zeminmi hazırlanıyor sorusu ister istemez akıllara takılmaktadır. 

4- 5831 Sayılı Yasayla yapılan en önemli değişiklik, 8.madde hükmüyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununa eklenen “Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kadastrosu ve tescili” başlıklı 4.Ek Maddedir.

3402 Sayılı Yasaya eklenen Ek 4.Madde hükmüne göre; “6831 sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 2896 ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.

Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.

Bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında orman ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman işletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin iştirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir. Bu çalışmalar sırasında kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. Bu çalışmalara kadastro kontrol mühendisi de iştirak ettirilir. Çalışma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve bu zabıt ekip görevlileri ile kontrol mühendisi tarafından birlikte imzalanır. Düzeltme işlemleri, orman mevzuatı ile tapu ve kadastro mevzuatına göre yapılmış ve bu Kanuna göre yapılacak askı ilanı ile de ilan ve tebliğ edilmiş sayılır.

Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesi tescil edilmiş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit de yapılabilir. Bu işlemler sırasında, orman ve kadastro haritalarında tespit edilen fenni hatalar, yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen usul ve esaslara göre düzeltilir.

Bu madde kapsamındaki kadastro, ifraz ve tescil işlemleri, 3194 sayılı İmar Kanunu ile 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olmaksızın yapılır.

Kadastro çalışmalarına başlanılmadan önce, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin içerisinde özel kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken alanlar bulunup bulunmadığı kadastro müdürlüğünce ilgili kurum ve kuruluşlarına yazı ile sorulur. İlgili idarelerce 15 gün içerisinde kadastro müdürlüğüne bilgi verilir. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde, söz konusu alanların bulunmadığı yönünde cevap verilmiş sayılır. Bu bilgilere veya ilgili idarelerce zeminde gösterilen sınırlara göre bu yerler içindeki bu alanların sınırları ölçülerek krokisinde gösterilir ve beyanlar hanesinde belirtilir.”

Bu yasal düzenlemeyle, orman sınırları dışına çıkarılan yerler hakkında özel Yasa olan 2924 Sayılı Yasanın 11.maddesi yürürlükten kaldırılmamıştır. Yani, 2924 sayılı Yasanın 11.maddesi de yürürlüktedir. Böylece, 2.madde ve 2/B madde sahalarının kadastrosu hakkında iki yasal düzenleme de aynı anda yürürlüktedir.

3402 Sayılı Yasaya 5831 Sayılı Yasayla eklenen ek 4.madde hükmü ile halen yürürlükte olan 2924 sayılı Yasanın 11.madde hükmü arasındaki çelişki Şöyledir.

4.1- 5831 Sayılı Yasanın 8.maddesiyle getirilen 3402 Sayılı Yasanın ek 4.madde hükmüne göre, orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin kadastrosunu yapma görevi Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne verilmiştir. 2924 Sayılı Yasanın 11.madde hükmüyle de bu görev, Çevre ve Orman Bakanlığına verilmiştir.

4.2- Keza, 5831 Sayılı Yasanın 8.maddesiyle getirilen 3402 Sayılı Yasanın ek 4.madde hükmüne göre, orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin kadastrosu, fiili kullanım durumuna göre yapılacak ve kullanan kişi kim olursa olsun tutanağın beyanlar hanesine yazılacak ve bu çalışmanın ilan edilerek kesinleşmesiyle, tutanağın beyanlar hanesine yazılan kullanan kişi gerçek hak sahibi olacak ve o taşınmazı satın alma hakkını elde edecektir.

2924 Sayılı Yasanın 11.madde hükmüne göre ise, orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerin kadastrosu, fiili kullanım durumuna göre yapılacak, kullanan kişinin tutanağın beyanlar hanesine yazılması için, gerçek hak sahibi kişi olması gerekir. Yani orman köyü nüfusuna kayıtlı olup, 30.10.1995 tarihinde yürürlüğe giren 4127 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunması gerekir veya 31.12.1981 tarihinden itibaren Orman köyü nüfusuna kayıtlı olması gerekir.

Böylece, orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşmiş yerler, 5831 Sayılı Yasayla getirilen düzenlemeyle, kullanan kişinin orman köylüsü olup/olmadığına bakılmaksızın kim olursa olsun gerçek hak sahibi olacak ve o taşınmazı satın alma hakkını elde edecektir. Buna rağmen, 2924 Sayılı Yasaya göre, orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerde, hak sahibi olabilmek için, orman köyünde oturmak ve o köy nüfusuna kayıtlı olma şartlarını birlikte taşıması gerekir.

Anayasanın 170.maddesi, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin ancak orman köylülerini yerleştirilebileceği ve başka amaçla kullanılmayacağını amirdir. Bu nedenle, 5831 Sayılı Yasanın 5.maddesiyle 3402 Sayılı Yasaya eklenen Ek 4.Madde Anayasanın 170.maddesine aykırıdır. Geçmişte, 28.08.1991 tarihli 3763 Sayılı Yasayla, 2924 Sayılı Yasanın 11.maddesi değiştirilmiş ve aynen 5831 Sayılı Yasayla getirilen Yasal düzenleme gibi, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kadastrosu esnasında, kullanan kişi adının tutanağın beyanlar hanesine yazılması ve kullanan kişi, kim olursa olsun gerçek hak sahibi kişi olarak kabul eden yasal düzenleme yapılmıştı. 1991 yılında 3763 Sayılı Yasayla getirilen benzer Yasal düzenleme; Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 Tarih ve 1992/48 E., 1993/14 K. sayılı kararıyla “Anayasanın 170.maddine aykırı olduğu” gerekçesiyle iptal edilmiştir. 5831 Sayılı Yasayla getirilen Yasal düzenleme de benzer şekilde olup, Anayasanın 170.maddesine aykırıdır. Zira, orman sınırları dışına çıkarılacak yerler, ancak orman köylülerini yerleştirme amacıyla kullanılabilir. Orman köylüsüne yapılacak satışlarla, elde edilecek gelir ise, 2924 Sayılı Yasayla kurulan “orman köylülerini kalkındırma fonu”na aktarılarak orman köylülerine, “kalkındırma amaçlı kredi” olarak verilmek suretiyle kullanılabilir. Başka amaçla kullanılması Anayasaya aykırılık teşkil eder.

5831 Sayılı yasayla orman sınırları dışına çıkarılacak yerin kadastrosu konusunda getirilen yasal düzenlemeyle güdülen amaç; Orman sınırları dışına çıkarılmış yerlerin fiili kullanım durumuna göre Hazine adına kadastrosunu süratle yapmak, kullanan kişi kim olursa olsun tapunun beyanlar hanesine yazarak, taşınmazı satın alma hakkını o kişiye tanımaktır. Böylece, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin bu haliyle tapu sicilini oluşturup, satışa hazır hale getirmektir. Bu amaç gerçekleştikten sonra, bu yerlerin Hazine tarafından satışı hakkında yeni bir Yasal düzenleme yaparak, kısa süre içinde kullanan kişilere satmak ve satış bedellerini Hazineye gelir kaydetmektir. 2.ve 2/B madde sahalarının Hazine tarafından satışı için yapılması beklenen yasal düzenlemeye karşı Anayasa Mahkemesine iptal davası açılsa ve Anayasa Mahkemesince iptal edilse bile, Anayasa Mahkemesi kararları ancak yayınlandıkları tarihten ileriye doğru etkili olup, geriye yürümediğinden, 2.madde ve 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kullanan kişilere satış işlemleri geçerliliğini koruyacaktır.

5- Diğer yandan İmar yasasının ve toprak koruma yasasının sınırlarına tabi olmaksızın işlem yapmak ne demektir… Mimari, şehircilik, imar  hiçbir kısıtlama olmayacak… Aksak eksik de olsa yürüyen bir imar yasamız var… Uygulanmayacak… Topraklarımızı.. Bu gün en değerli madenlerden bile değerli olduğu herkesce kabul edilen yeryüzünün ilk 100-150 cm sinini kaplayan yüzeydeki  “toprak ana” yı koruyan, korumaya çalışan bir yasamız var.. Bunlardaki sınırlamalara tabi olmaksızın bir yeni bir yasa… Peki hangi sınırlamalara tabi olacak?.. Belli değil… Sonuna kadar “keyfiliğe” açık… Yasaların keyfiliğe kapalı olması “yasa yapmanın”

 ilk koşuludur.

6- “Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz. “Hükmü yasaya neden konulmuştur? Kadastro yasasını dolanmak ya da etkisiz kılmak amacı güdüldüğü bu suretle diğer “bağlı kalınmayacak” yasaların yanına Kadastro yasasının da girdiği anlaşılmaktadır.

Yapılan iş bir kısım kamu malının orman sınırları dışına çıkarılmasıdır. Bunun için bunca yasayı devre dışı bırakmanın amacı nedir? Devlet kurnazlık yapmaz!...

İdare yaparsa ..Yargı bunu iptal eder… Kuvvetler ayrılığı budur. 

            7- Yasa Orman mühendisleri, Ziraat Mühendisleri, Harita mühendisleri ve Mimarlar odaları ve diğer KKNMK ile hiçbir biçimde ilişki kurmadığı… Böylesine önemli ve kendilerinin bilgi ve becerilerine mutlak ihtiyaç duyulacak bir konuda hem hazırlanırken danışılmadığı hemde yürütülmesi konusunda Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek kuruluşlarını (KKNMK) devre dışı bıraktığından toplumsal katılımdan ve denetimden uzak demokratik olmayan bir yasadır. 

            Bu yasa “Orman köylülerimizin sorunlarına çözüm” diye getiriliyor. Ancak sonucu köylülerimizin kendi topraklarında çalışmak için yabancı işletmelerin yöneticilerine yalvarmak olacaktır. Biz bunu Muğla’nın sahillerinde çok yaşadık, yaşıyoruz.

Sonuç olarak, bu Yasal düzenleme Anayasaya aykırıdır. Ulusun malvarlığının tüketilmesinde yeni bir adım olmak tehlikesini taşımaktadır. Toplum ve İdare sosyal devlet olgusunu içine sindiremediği sürece, Büyük yağmanın küçük sadakaları ile gelir düzeyi çok düşük olan 21218 adet orman köyünde zor şartlarda yaşayan 7.096.163 orman köylüsünün kalkındırılması ve içinde bulundukları zor durumdan kurtulmaları mümkün  değildir. Saygı ile duyurulur.” denildi. (AjansSevgi)  

2B NEDİR NE DEĞİLDİR?
tarih Tarih: 03.02.2009, 11:37 okunma Okunma: 975
Yorumla
Ad Soyad
E-Posta (yayınlanmayacaktır)
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
  
2010 ales